ÇEKVALF
Depodaki suyun geri kaçmasını önlemek için kullanılan araç, çek vana
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul
ÇEKİNCE
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz
ÇEKİNTİ
Duraksama, kararsızlık, tereddüt
ÇEKİNİK
Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif
ÇEKİÇ
Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti
ÇEKİŞLİ
Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç)
ÇEKİŞTE
Tuzla terbiye edilmiş yeşilzeytin
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat
ÇELİKLİ
Çeliği olan, çelik içeren
ÇELİŞKİ
Sözlerin veya davranışların birbirini tutmaması, tenakuz, paradoks
ÇEMEN
Maydanozgillerden, kimyon türü bir bitki (Cuminum cyminum)
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad
ÇENTMEK
Bir şeyin kenarında kertik açmak
ÇEPER
Çit
ÇEPERLİ
Çeperi olan, çeperle çevrili bulunan
ÇEPİN
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
ÇEREZ
Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler
ÇEREZCİ
Çerez satan kimse
ÇERGECİ
Padişah çadırını beklemekle görevli yeniçeri
ÇERÇEVE
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
ÇERÇİ
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse
ÇERİ
Asker
ÇETELE
Çizilerek veya oyularak açılan kertik
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi
ÇEVİRGE
Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem
ÇEYİZ
Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar
ÇEŞNİCİ
Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse
ÇIBAN
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi
ÇIKACAK
Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma
ÇIKAK
Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç
ÇIKARCI
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar
ÇIKINTI
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
ÇIN
Doğru, gerçek
ÇIRA
Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü
ÇIRALIK
Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)
ÇIRAMOZ
Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara
ÇIRAĞ
Çerağ
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek
ÇIĞA
Yumurtasından havyar yapılan bir tür mersin balığı (Acipenser ruthenus)
ÇIĞIR
Çığın kar üzerinde açtığı iz
ÇOBAN
Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
ÇOCUK
Küçük yaştaki erkek veya kız
ÇOK
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
ÇOKEŞLİ
Aynı zamanda birçok kadınla evli olan (erkek) veya birçok erkekle evli olan (kadın), poligam
ÇOPUR
Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı
ÇOTANAK
Üzerinde birçok fındık bulunan dal
ÇUHADAR
Osmanlı Devleti'nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri
ÇUKA
Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de yaşayan tekirlerin irisi