ÇEKMECE
Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
ÇEKİKÇE
Çekiğe yakın, biraz çekik
ÇEKİMCİ
Yapımcı
ÇEKİNCE
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz
ÇEKİNİK
Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif
ÇEKİŞLİ
Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç)
ÇELEK
Boynuzu kırık veya eğri hayvan
ÇELGİ
Alna bağlanan yazma, yemeni
ÇELİŞKİ
Sözlerin veya davranışların birbirini tutmaması, tenakuz, paradoks
ÇEMENLİ
Çemeni olan veya çemen sürülmüş olan
ÇEMİÇ
Dut veya üzüm kurusu
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad
ÇENESİZ
Çenesi olmayan
ÇENET
Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk
ÇENETLİ
İki veya daha çok çenedi bulunan
ÇEPELLİ
İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunan
ÇEREZ
Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler
ÇERÇEVE
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
ÇERÇİ
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse
ÇETELE
Çizilerek veya oyularak açılan kertik
ÇETİN
Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, güç (II), zor, müşkül
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi
ÇEVRECİ
Çevre kirliliği sorunlarıyla uğraşan kimse veya topluluk
ÇEVİRGE
Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem
ÇEYİZ
Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz
ÇEÇEN
Kafkasya'nın kuzeydoğusundaki Çeçen Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar
ÇIBAN
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi
ÇIFIT
Yahudi
ÇIKACAK
Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma
ÇIKAR
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
ÇIKARCI
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar
ÇIKIŞLI
Belli bir okulu veya öğrenim kademesini bitirmiş olan, mezun
ÇIKTI
Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı
ÇINAYAZ
Açık, mehtaplı, çok soğuk hava
ÇIRA
Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü
ÇIRALIK
Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)
ÇIRAMOZ
Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara
ÇIRASIZ
Çırası olmayan
ÇITAK
Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan
ÇIYAN
Çok ayaklılardan, sarımtırak renkte, zehirli bir böcek (Scolopendra)
ÇIĞA
Yumurtasından havyar yapılan bir tür mersin balığı (Acipenser ruthenus)
ÇOCUK
Küçük yaştaki erkek veya kız
ÇOKEŞLİ
Aynı zamanda birçok kadınla evli olan (erkek) veya birçok erkekle evli olan (kadın), poligam
ÇOLAK
Eli veya kolu sakat olan (kimse)
ÇOMAKLI
Elinde veya üstünde çomak bulunan
ÇOPRA
Kayalıklarda yaşayan, iri bıyıklı bir tatlı su balığı
ÇOPUR
Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı
ÇORAPÇI
Çorap ören veya satan kimse
ÇUBUKÇU
Çubuk yapıp satan kimse