ÖCÜ
Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş hayalî yaratık, umacı
ÖDAĞACI
Dulaptal otugillerden, tropik bölgelerde yetişen, dinî törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç, öd (II) (Aquilaria agallocha)
ÖKE
Deha sahibi kimse, dâhi
ÖKSÜRÜK
Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması
ÖLMEK
Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek
ÖLÇEK
Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü
ÖLÜ
Hayatı sona ermiş, artık yaşamıyor olan, meyyit, morto, diri karşıtı
ÖLÜMLÜK
Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için ayırdıkları para
ÖLÜSAAT
Herhangi bir faaliyet veya iş yapılamayan zaman, ölü zaman
ÖNBİLGİ
Herhangi bir konuda derinlemesine bir araştırma yapmadan sağlanan birtakım bilgi
ÖNCEDEN
Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce
ÖNDOĞRU
Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat
ÖNHEKİM
Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri
ÖNLÜK
Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü, iş önlüğü
ÖNRAPOR
Esas rapora dayanak olmak üzere hazırlanmış olan ön bilgi yazısı
ÖNTASAR
Herhangi bir tasarın ilk biçimi
ÖRENLİK
Ören durumuna gelmiş yer, harabelik
ÖRF
Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek
ÖRK
Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip, örük
ÖRTENEK
Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü
ÖRTMECE
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam
ÖRÜMCEK
Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan (Aranea), örümce
ÖTANAZİ
Ölme hakkı
ÖTE
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera, beri karşıtı
ÖTÜRMEK
İshal olmak
ÖVÜNMEK
Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek, iftihar etmek
ÖZBEK
Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşayan, Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse
ÖZELLİK
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa(I), mahsusluk, spesiyalite
ÖZGÜR
Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, hür
ÖZLEM
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görme, ona kavuşma isteği, hasret, tahassür
ÖZLEMLİ
Özlemi olan, özleyen, hasretli
ÖZSAYGI
İnsanın kendine duyduğu saygı, onur, haysiyet, izzetinefis
ÖZSEVER
Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse), narsist
ÖZYAŞAM
Özel hayat
ÖÖ
Türk alfabesinin on dokuzuncu sırasında yer alan ve Ö adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, yuvarlak, geniş ünlüyü gösterir
ÖĞRENİM
Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil