ÖDAĞACI
Dulaptal otugillerden, tropik bölgelerde yetişen, dinî törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç, öd (II) (Aquilaria agallocha)
ÖDEM
Dokularda, hücreler arası boşluklarda aşırı miktarda sıvı birikmesi.
ÖDEŞMEK
Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak
ÖDLEK
Korkak, tabansız, yüreksiz
ÖKSEMEK
Özlemek, göreceği gelmek, istemek
ÖKSEOTU
Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki, burç (II) (Viscum album)
ÖLÜDOKU
Bir çarpma veya zedelenme sonucu oluşan yaradaki ölü hücre kümesi
ÖLÜDOĞA
Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim, natürmort
ÖLÜMCÜL
Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren
ÖLÜRENK
Parlaklığı olmayan, donuk renk
ÖMRÜNCE
Ömrü boyunca, yaşadığı süre içinde
ÖNCEL
Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, ardıl karşıtı
ÖNDELİK
Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar, avans
ÖNDER
Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar
ÖNDOĞRU
Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat
ÖNERİ
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif
ÖNHEKİM
Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri
ÖNRAPOR
Esas rapora dayanak olmak üzere hazırlanmış olan ön bilgi yazısı
ÖNYARGI
Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir
ÖREKE
Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek
ÖRENLİK
Ören durumuna gelmiş yer, harabelik
ÖRGÜN
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
ÖRMEK
İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak
ÖRS
Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç
ÖRÜMCEK
Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan (Aranea), örümce
ÖVMEK
Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, methetmek, sena etmek, yermek karşıtı
ÖZGÜL
Bir türle ilgili, bir türe ilişkin
ÖZLEM
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görme, ona kavuşma isteği, hasret, tahassür
ÖZLEMEK
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek
ÖZLEMLİ
Özlemi olan, özleyen, hasretli
ÖZNEL
Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan, enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı
ÖZTAHTA
Tomruğun özünden geçecek biçimde kesilerek alınan tahta
ÖZVEREN
Özverili
ÖĞRENME
Öğrenmek işi
ÖĞRENİM
Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil
ÖĞRETME
Öğretmek işi
ÖĞÜTMEK
Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek