İBARE
Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz
İBARET
Oluşan, meydana gelen
İBLİS
Şeytan
İBLİSÇE
Şeytana yakışır
İBRAZ
Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma
İBZAL
Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme
İDEOLOG
Bir felsefi veya toplumsal öğretiye sistemli biçimde bağlanan kimse
İFLAS
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik
İFRAZAT
Vücuttan çıkan kan, irin, ter vb. şeyler, salgılar
İFRAĞ
Bir şeyi başka bir biçime çevirme
İFŞA
Gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma
İHALE
İş, mal vb.ni birçok istekli arasından en uygun şartlarla kabul edene verme, eksiltme veya artırma
İHDAS
Ortaya çıkarma, meydana getirme
İHRACAT
Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satması, dış satım
İHTİLAL
Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi, devrim
İHTİMAL
Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık
İKBAL
Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu
İKMAL
Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, bütünleme
İKON
Bilgisayarda kullanılacak herhangi bir programı simgeleyen küçük resim
İKONA
Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri
İKRAZ
Borç veya ödünç verme
İKSA
Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen, bağın
İKİLİ
İki parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden iki tane bulunan
İLAHI
Ey Allah'ım
İLAÇ
Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva
İLE
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
İLENMEK
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek, lanet etmek
İLERİ
Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı
İLERİCİ
İlerlemeden yana olan, ileri düzeydeki toplumsal ve siyasi gelişmeleri benimsemiş olan (düşünce, kimse vb.), terakkiperver, gerici karşıtı
İLETİ
Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj
İLGİSİZ
İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lakayıt, bigâne
İLKOKUL
Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen dört yıllık okul, ilk mektep, iptidai, iptidai mektep
İLİŞMEK
Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak
İMALI
Üstü kapalı, örtülü (söz veya davranış)
İMKAN
Yararlanılan uygun şart veya durum, olanak
İMLEK
Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret, logo
İMREN
Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta
İMRENCE
Herkesçe imrenilen şey veya kimse
İMROZ
Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir tür koyun
İMTİSAL
Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma
İMTİYAZ
Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık
İMZA
Bir kimsenin herhangi bir belgeyi yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde kullandığı işaret
İNANMAK
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
İNANÇ
Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma
İNCESAZ
Türk müziğinde keman, ney, tambur, kemençe, ut, kanun, daire vb. çalgılardan ve okuyuculardan oluşan, fasıl yapan topluluk
İNCEYAĞ
Yakıt olarak veya yağlamada kullanılan akışkan nitelikteki mineral yağ
İNCEZAR
Beyni, omuriliği saran zarların en altta olanı
İNDİNDE
Bir kimseye göre
İNFAZCI
Öldürme veya cezalandırma işini yapan kimse
İNHİMAK
Bir şeye aşırı düşkünlük gösterme, kapılma