İBRAZ
Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma
İCMAL
Gösterge
İFRAZAT
Vücuttan çıkan kan, irin, ter vb. şeyler, salgılar
İHMAL
Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme
İLERİCİ
İlerlemeden yana olan, ileri düzeydeki toplumsal ve siyasi gelişmeleri benimsemiş olan (düşünce, kimse vb.), terakkiperver, gerici karşıtı
İLTİFAT
Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma
İMLEMEK
İm koymak, imle göstermek
İNADINA
Terslik olsun diye
İNGİLİZ
İngiltere halkından olan kimse
İNHİMAK
Bir şeye aşırı düşkünlük gösterme, kapılma
İPLEMEK
Saygı göstermek, değer vermek
İRŞAT
Doğru yolu gösterme, uyarma
İSMEN
Adını belirterek, adını söyleyerek, adını vererek
İSPAT
Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, kanıtlama, tanıtlama, tanıt
İSTER
Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum
İSTERİK
Histerik
İTEKAKA
Kaba ve hoyrat bir biçimde iterek
İTKOPUK
Değersiz, terbiyesiz, aşağılık kimse
İTÇE
Terbiyesiz bir biçimde
İZHAR
Belirtme, gösterme, açığa vurma
İZOMER
Aynı oranlarda birleşmiş aynı elementlerden oluşan fakat moleküllerinde atom gruplaşmaları değişik olduğu için birbirlerinden farklı özellikler gösteren (maddeler)
İZOTERM
Eş sıcak
İÇBÖLGE
Bir limanı ithalat ve ihracat etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar veya geniş bölge, art bölge, hinterlant
İÇREK
Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti), bâtıni, ezoterik, dışrak karşıtı
İÇTİHAT
Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç
İİ
Türk alfabesinin on ikinci sırasında yer alan ve İ adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, düz, dar ünlüyü gösterir
İŞGÜZAR
Gereği yokken, genellikle kendini göstermek için işe karışan (kimse)