AA
Türk alfabesinin ilk sırasında yer alan ve A adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın ünlülerin düz ve geniş olanını gösterir
ABA
Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş
ABE
Seslenmek ve dikkati çekmek için özellikle Rumeli'de kullanılan bir söz
ABESLİK
Abes olma durumu
AC
Aktinyum elementinin simgesi
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe
ADANA
Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ADATEPE
Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aşınımdan dolayı ortaya çıkmış tepe
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm
ADESE
Mercek
ADINA
Bir şeyin veya bir kimsenin namına, hesabına, yerine
ADLİYIL
Mahkemelerin bir yıl içindeki çalışma süresi
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak
ADİSYON
Hesap
AFONİ
Ses yitimi
AFİYET
Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik
AFİŞ
Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı, ası
AG
Gümüş elementinin simgesi
AGRESİF
Saldırgan
AGU
Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses
AHALMAK
birinin ilenmesini üstüne çekmek
AHLAF
Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı
AHLAMAK
İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak
AHİZE
Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus)
AKCİĞER
Göğüs kafesinin içinde yer alan, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı
AKILLIM
(akı'llım) düşüncesiz birine düşüncesizliğini dolaylı bir biçimde anlatmak için kullanılan bir söz
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması
AKIŞMAZ
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan
AKLIMDA
Lades oyununa katılanlardan biri ötekine bir şey verirken karşıdakinin `unutmadım` anlamında söylediği söz
AKONT
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme
AKORT
Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılan ayar, düzen
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür
AKROPOL
Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale
AKRİLİK
Renksiz, keskin kokulu asitler
AKSARAY
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
AKSON
Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı
AKVAREL
Sulu boya resim
AKYEL
Güneyden esen rüzgâr, lodos
AKÇAYEL
Güneydoğudan esen yel, keşişleme
AKİS
Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar (I), albinos
AL
Alüminyum elementinin simgesi
ALABROS
Fırça gibi dik kesilmiş (erkek saçı)
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma