ABOSA
Gemide hareket hâlindeki halatın veya zincirin bir an durdurulması için verilen komut
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek
ABİYE
Gece kıyafeti
ACIAĞAÇ
Sedef otugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kabuğu ve odunu hekimlikte kullanılan küçük bir ağaç, kavasya (Quassia amara)
ACIOT
Kuzey Anadolu dağlarının ormanlarında yetişen, toprak altında bilek kalınlığında kökü bulunan çok yıllık ve otsu bir bitki (Tamus communis)
ACISU
İçindeki minerallerin etkisiyle tadı sert olan kuyu veya pınar suyu
ACİZANE
Söz söyleyen kimsenin, kendi yaptıklarını abartmamak için kullandığı `âcizlere yakışacak bir biçimde` anlamında kullanılan bir nezaket sözü
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik
ADAÇAYI
Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan güzel kokulu bir bitki, dağ çayı (Salvia officinalis)
ADDETME
Sayma
ADETA
Hemen hemen, sanki
ADİL
Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, adaletli
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım
AFFETME
Bağışlama
AFİFE
İffetli (kadın)
AFİFLİK
İffetlilik
AFİYET
Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik
AFİŞE
`Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak` anlamlarındaki afişe etmek, `bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak` anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı
AHDETME
Ahdetmek işi
AHETMEK
acı ile içini çekmek
AHLAMAK
İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster)
AHMETLİ
Manisa iline bağlı ilçelerden biri
AHVAL
Durumlar, hâller, vaziyetler
AHZETME
Ahzetmek işi
AHİZE
Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça
AJİTE
`Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak` anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve `çırpıntıya uğramak` anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz
AKALA
Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret
AKAĞA
Haremlerde hizmet gören hadım ağalarının beyaz ırktan olanı
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılan bir balık (Leuciscus)
AKDETME
Akdetmek işi
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan
AKIŞMAZ
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan
AKLAMAK
Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek
AKMADDE
Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası
AKMAZ
Durgun su, gölet
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse
AKSEDİŞ
Aksetme işi
AKSETME
Aksetmek işi
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal
AKYEM
İzmarit, istavrit, uskumru vb. balıkların beyaz etinden yapılan ve oltada kullanılan yem
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret
ALDATMA
Aldatmak işi, desise, al, hıyanet
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma