DEFOLMA
Defolmak işi
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman
DEKADAN
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı
DEKAN
Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör
DEKLARE
`Bildirilmek; gümrüklerde vergi konusu olacak eşya vb.ni resmî makama bildirmek` anlamlarındaki deklare etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü
DELİ
Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun
DELİOTU
Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki, kuduz otu (Alyssum)
DEM
Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu
DEMET
Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam
DEMİR
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
DENEMEK
Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek
DENETÇİ
Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör
DENEY
Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem, tecrübe
DENKLEM
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele
DENKLİK
Denk olma durumu, eşitlik, müsavat, akreditasyon
DENİ
Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse)
DEPLASE
`Yerini değiştirmek` anlamındaki deplase etmek, `yeri değişmek.` anlamındaki deplase olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
DEPOZİT
Güvence akçesi
DERAKAP
Hemen arkasından
DERBİ
Aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun
DERDEST
Yakalama, tutma, ele geçirme
DERE
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu
DEREOTU
Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)
DERİN
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
DESTE
Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam
DEVALÜE
`Değerini düşürmek` anlamındaki devalüe etmek, `değeri düşürülmek` anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
DEVELİK
Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm
DEVRİSİ
Bir sonraki, ertesi (gün, hafta, ay, yıl)
DEVRİYE
Karakol
DEVİRLİ
Eşit zaman aralıkları ile ardışık olarak tekrarlanan (hareket), devrî
DEĞİM
Liyakat
DEĞİRMİ
Yuvarlak
DEİZM
Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş
DILAK
Bızır
DIZLAMA
Dızlamak işi
DIŞALEM
İnsanın kendi çevresi dışındaki dünya
DIŞAĞ
Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın genel ağı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı
DIŞKAPI
Binayı sokaktan ayıran giriş kapısı
DIŞKI
Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat
DIŞLAMA
Dışlamak işi
DIŞODUN
Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü
DIŞSAHA
Spor takımlarının kendi sahaları dışında oynaması durumu, deplasman
DO
Gam (II) dizisinde `si` ile `re` arasındaki ses
DOGMA
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi
DOGMACI
Dogmacılık yanlısı olan, inakçı
DOKUMAK
Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak
DOKUNMA
Dokunmak (I) işi, temas
DOKUNUM
Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise
DOKUTMA
Dokutmak işi