DAKİK
Düzenli işleyen, aksamayan
DALYA
Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü
DAMAR
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç
DANIŞIK
Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma, muvazaa
DANK
`Bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak` anlamında dank etmek veya dank demek birleşik fiillerinde kullanılır
DANSSIZ
Dans edilmeyen
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı
DARBUKA
Toprak veya madenden yapılan, bir yanı açık, vurmalı çalgı
DARPAÇA
Eni normal ölçüden daha dar olan pantolon veya şalvar paçası
DAYAK
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek
DAYANAK
Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet
DEH
Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz, dah
DEHA
İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey, dâhilik
DEK
Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin
DEKAR
1000 m² değerinde yüzey ölçü birimi
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü
DELİKLİ
Deliği veya delikleri olan
DEMEK
bir şey anlamına gelmek
DEMEÇ
Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, beyanat
DEMİRLİ
İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan
DEMİRSİ
Demiri andıran, demire benzeyen, demir gibi, demirimsi
DENEK
Üzerinde deney yapılan canlı veya şey
DENEMEK
Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek
DENETÇİ
Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör
DENEY
Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem, tecrübe
DENEYCİ
Deneycilik yanlısı olan, görgücü, ampirist
DENEYİM
Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı, tecrübe, eksperyans
DENEYİŞ
Deneme işi
DENGE
Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans
DERGİ
Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua
DERİN
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
DERİŞİK
Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı
DESEN
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim
DESTE
Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam
DESTECİ
Desteleyici
DEVAMLI
Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan
DEVASIZ
İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan
DEVELİK
Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos
DEYİŞ
Deme, söyleme işi
DEĞERLİ
Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar
DIĞDIĞI
Konuşurken `r` leri `ğ` gibi söyleyen (kimse)
DIŞ
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı
DIŞBORÇ
Devletin veya çeşitli kuruluşların dış ülkelerden kredi yoluyla sağladığı borç
DIŞINLI
Bir şeyin, bir düşüncenin aslında ve gerçeğinde olmayıp onun dışında kalan, öze bağlı olmayıp arızi olan, öz dışı, özünlü karşıtı
DOK
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz
DOKU
Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç
DOKUNCA
Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey
DOKUZLU
Dokuz parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dokuz tane bulunan