ERG
CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir
ERGEN
Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ
ERGİ
İyi bir şeye erişme durumu, mazhariyet
ERGİMEK
Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek, zeveban etmek
ERGİN
Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş
ERK
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
ERKEK
Yetişkin adam, bay, er kişi
ERKLİ
Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir
EROTİZM
Cinsel duygu ve isteklerine çok düşkün olma durumu, kösnüllük, erosçuluk, şehvaniyet
EROZYON
Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl
ERİKLİK
Erik yetiştirilen bahçe
ES
Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı
ESENLİK
Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı
ESERMEK
Bakmak, beslemek, yetiştirmek
ESKALOP
İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti
ESLEK
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti
ESLEMEK
Önem vermek, aldırış etmek
ESNEK
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki
ESNETME
Esnetmek işi
ESPAS
Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk
ESTET
Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi
ESTETİK
Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat
ESİN
Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham
ET
İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka
ETEK
Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik
ETEKLİK
Etek
ETEN
Etene
ETENE
Döl eşi
ETENELİ
Etenesi olan
ETER
Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
ETFAL
Çocuklar
ETKEN
Etki eden şey, faktör
ETKİ
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
ETKİMEK
Etkide bulunmak, tesir etmek
ETKİN
Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik
ETKİNCİ
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist
ETKİSİZ
Etkisi olmayan, kuvvetsiz, tesirsiz, nötr
ETLENME
Etlenmek işi
ETLİK
Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılan semiz hayvan
ETLİLİK
Etli olma durumu
ETMEK
Bir işi yapmak
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör
ETNOLOG
Irk bilimci
ETNİK
Kavimle ilgili, budunsal, kavmî
ETOL
Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış omuz atkısı
ETOLOJİ
Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde ve deney düzeneğine sokmadan karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı
ETRAF
Yanlar, taraflar
ETRAFLI
Ayrıntılı, eksiksiz, kapsayıcı
ETSEL
Ete ait
ETSİZ
Eti olmayan