ENTERİT
İnce bağırsak yangısı
ENTRİKA
Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise, hile, dek (II)
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım
ENZİM
Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde
ENİK
Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu
ENİR
Bir tür yaban mersini
EPSEM
Ses çıkarmayan, susan
EPİGRAM
Her türlü konuda yapılmış kısa manzume
ERBAP
Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan kimse
ERBAŞ
İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker
ERBİN
Erbiyum oksit (Er2O3) veya erbiyum hidroksit, Er(OH)2
ERBİYUM
Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan bir element (simgesi Er)
ERENLER
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
ERG
CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir
ERGEÇ
Erken veya geç, her ne vakit olsa, sonunda, önünde sonunda
ERK
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
ERKEKÇE
Erkek gibi, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, mertçe
ERKEÇ
İğdiş edilmiş, üç yaşından büyük erkek keçi
ERKLİ
Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir
ERKİN
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest
ERMİŞ
Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli
EROZYON
Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl
EROİN
Morfinden kimyasal yolla elde edilen uyuşturucu bir madde
ERİK
Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç (Prunus domestica)
ERİRLİK
Eriyebilme niteliği veya derecesi
ERİTEN
İçinde katı bir madde eriyebilen veya katı bir maddeyi eritebilen (sıvı)
ERİŞMEK
Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
ESANS
Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı
ESASSIZ
Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız
ESASTAN
Aslına dayalı olarak
ESERSİZ
Eseri olmayan
ESKALOP
İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti
ESKİZ
Mimari eserler ve resim için çizimlerle yapılan ön çalışma, taslak
ESKİÇAĞ
Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre
ESMER
Siyaha çalan buğday rengi
ESMERCE
Esmere yakın, biraz esmer olan
ESNEMEK
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek
ESRARCI
Esrar yapan, satan veya esrar çeken kimse
ESRARLI
Gizli yönleri bulunan, ne olduğu anlaşılamayan, akıl erdirilemeyen, esrarengiz
ESTET
Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi
ESTETİK
Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat
ESİN
Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham
ET
İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka
ETKİ
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
ETKİNCİ
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist
ETKİSİZ
Etkisi olmayan, kuvvetsiz, tesirsiz, nötr
ETLİK
Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılan semiz hayvan
ETMEK
Bir işi yapmak
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör
ETOL
Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış omuz atkısı