ETRAF
Yanlar, taraflar
ETSİZ
Eti olmayan
ETUNU
Karada yaşayan memeli hayvanların deri, tırnak, boynuz ve kemikleri ile mide, bağırsak muhteviyatı ayrıldıktan sonra geriye kalan et ve diğer yumuşak dokularının veya kansız ve kemiksiz mezbaha artıklarının usulüne göre pişirilip pres edilerek yağları alınıp öğütülmesi ile elde edilen bir ürün
ETYARAN
Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan
EV
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı
EVCİL
Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı
EVHALKI
Bir evde yaşayanların hepsi
EVLAT
Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk
EVRİK
Başka bir önermeye, teoreme veya probleme göre terimleri ters durumda olan (önerme, teorem veya problem)
EVRİLİR
Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan (önerme): `Her insan güler` evrilir bir önerme sayılır çünkü `her gülen insandır` yargısı yanlış olmaz
EVRİM
Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci
EVRİMCİ
Evrimcilik yanlısı olan kimse
EVSİZ
Evi olmayan
EVİYE
Mutfakta musluk altında bulaşık yıkamaya yarayan tekne
EVİŞİ
Ev içinde gündelik olarak yapılan her türlü iş
EY
Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü
EYER
Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne
EYLEMEK
Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak
EYTİŞİM
Diyalektik
EYVAH
Beklenmedik, kötü, hoşa gitmeyen bir haber veya olay karşısında duyulan acınma, üzülme sözü
EYYAM
Günler
EYYAMCI
Gününü dilediğince geçiren, gününü gün eden kimse
EZAN
Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı
EZANSIZ
Ezan okunmayan (yer)
EZBER
Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma
EZBERCİ
Dersini veya herhangi bir konuyu anlamadan kelime kelime belleğinde tutan kimse
EZEL
Başlangıcı belli olmayan zaman, öncesizlik
EZGİÇ
Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet
EZMEK
Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek
EZİCİ
Ezme işini yapan (kimse veya şey)
EZİMEVİ
Tohumların ezilip yağ çıkarıldığı yer
EZİNÇ
Organik veya ruhsal büyük sıkıntı, azap
EĞE
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga
EĞLEK
Sürünün yazın öğle sıcağında dinlendiği gölgelik
EĞREZ
Eğirdir Gölü'nde yaşayan bir balık
EĞİL
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
EĞİLMEK
Bir yana doğru eğik duruma gelmek
EĞİMSİZ
Eğimi olmayan
EĞİRMEN
İplik eğirmeye yarar araç, kirmen
EĞİTMEK
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek
EĞİTİCİ
Eğitimi sağlayan, eğitmeye elverişli veya eğiten değerleri bulunan
EŞ
Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri, benzeri
EŞBİÇİM
Başka bir şeyin biçim veya yapı bakımından aynısı olan şey, izomorf
EŞEKOTU
Evliya otu
EŞEYSİZ
Eşeyi olmayan, cinsliksiz
EŞKOŞMA
Tanrı'nın birden çok olduğuna inanma, Tanrı'ya ortak koşma, şirk
EŞKİNCİ
Savaşa giden eyalet askeri
EŞLEM
Kopya
EŞLEMEK
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
EŞOFMAN
Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi