EBCET
Arap alfabesinin her harfi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni
EDİLGEN
Yapılan işten etkilenen, pasif, etken karşıtı
EDİLGİN
Hareketi ve etkisi olmayan, pasif
EDİLMEK
Etme işine konu olmak, yapılmak
EDİNMEK
Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, elde etmek, iktisap etmek
EFEKT
Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi
EGALE
`Bir rekoru yinelemek` anlamındaki egale etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
EHLİYET
Sürücü belgesi
EHİL
Bir işte yetkili olan, bir işi yapan, erbap
EKE
Büyük, yetişkin, yaşlı, kart
EKGÜN
Bankacılıkta borç senetlerinin, bankalara ödenmesi için vade tarihinden başlayarak tanınan iki gün, opsiyon
EKLEMEK
Bir şeyi ekle tamamlamak, ulamak, ilave etmek
EKLETME
Ekletmek işi
EKMEK
Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek
EKONOMİ
İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat
EKSPOZE
`Sergilemek, gözler önüne sürmek` anlamındaki ekspoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
EKUVVET
herhangi bir şeye ağırlık verildiğinde kullanılan bir söz
EKİCİ
Herhangi bir tarım ürününü üreten, tarımla uğraşan çiftçi
EKİT
Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası veya yapay gereç
ELATMAK
birisinin işine karışmak, müdahale etmek
ELBET
Elbette
ELBETTE
Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, elbet
ELCİK
Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılan kaplama
ELDİVEN
Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi
ELEBAŞI
Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse, sergerde
ELETMEK
bir kimseyi el işaretiyle çağırmak
ELFRENİ
Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren
ELGİN
Yabancı, gurbette yaşayan, garip
ELLETME
Elletmek işi
ELYAF
Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli madde
ELİMİNE
`Elemek` anlamındaki elimine etmek, `elenmek` anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçen bir söz
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, mesai, zahmet
EMEKSİZ
Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz
EMET
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
EMNİYET
Güvenlik
EMREDİŞ
Emretme işi
EMRETME
Emretmek işi
EMİRERİ
Teğmen ve yukarısı üst düzey subayların hizmetinde bulunan er, hizmet eri, emirber
ENAYİ
Fazla bön, avanak, et kafalı, budala
ENDEMİK
Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan)
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap, ket
ENSAR
Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler
ENSTİTÜ
Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu
ENTERNE
`Gözaltına almak` anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
ENÖTE
Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en uzak olduğu nokta
EPİKRİZ
Çıkış özeti
ERBAŞ
İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker
ERCİK
Çiçek tozu üreten ve on tanesi çeşitli biçimde birleşerek erkek organı meydana getiren çiçek kısmı
ERDEM
Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet
ERDEMLİ
Erdemi olan, faziletli, faziletkâr