EBEDI
Sonsuz, ölümsüz, bengi
ECEL
Hayatın sonu, ölüm zamanı
EDAT
Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü, ilgeç: Ev gibi huzur köşesi olmaz. Çocuk sabaha karşı uyudu
EKBÜTÇE
Yıllık bütçeye sonradan eklenen bütçe
ELLİNCİ
Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen
ELÇEK
Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
ELÖPMEK
yaşlı veya saygı gösterilmesi gereken kimselerin sağ elinin üstünü önce dudağa, sonra alna götürmek
ERGEÇ
Erken veya geç, her ne vakit olsa, sonunda, önünde sonunda
ESNEK
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki
ESTER
Organik asitlerle alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör
ETUNU
Karada yaşayan memeli hayvanların deri, tırnak, boynuz ve kemikleri ile mide, bağırsak muhteviyatı ayrıldıktan sonra geriye kalan et ve diğer yumuşak dokularının veya kansız ve kemiksiz mezbaha artıklarının usulüne göre pişirilip pres edilerek yağları alınıp öğütülmesi ile elde edilen bir ürün