HAV
Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy, ülger
HAVADAN
Boş, değersiz
HAVADAR
Havası bol, temiz olan (yer), yeleken, yeleç
HAVADİS
İlgi ile karşılanabilecek haber
HAVAHOŞ
`bir şeyin olmasıyla olmaması arasında fark yok` anlamında kullanılan bir söz
HAVAN
İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap
HAVASIZ
Havası olmayan, hava almayan
HAVAİ
Hava ile ilgili, havada bulunan
HAVLAMA
Havlamak işi
HAVLU
Vücudun çeşitli yerlerinin kurulanmasına yarayan dokuma bez
HAVLUCU
Havlu dokuyan veya satan kimse
HAVRA
Sinagog
HAVSA
Edirne iline bağlı ilçelerden biri
HAVSALA
Kuşun kursağı
HAVUZ
Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer
HAVUÇ
Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi, yeregeçen (Daucus carota)
HAVYA
Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet
HAVZA
Bölge, mıntıka
HAVİ
İçinde bulunduran, kapsayan
HUMBARA
Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan, yuvarlak bir bomba türü, kumbara