HACAMAT
Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma
HACET
Herhangi bir şey için gerekli olma, ihtiyaç, gereklilik, lüzum
HANELİK
Herhangi bir sayıda evi olan, evlik
HAR
`Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek` anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz
HARAM
Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı
HARMONİ
Uyum, düzen, ahenk
HASAR
Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar
HASTANE
Hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları tarafından verildiği sağlık kuruluşu
HATMİ
Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık otsu bir süs bitkisi, ağaçküpesi (Althaea officinalis)
HATTA
Bile, hem de
HAZIK
Usta, uz (hekim)
HE
Helyum elementinin simgesi
HECELİK
Hece miktarında olan
HECİN
Çift parmaklılar takımının devegiller familyasından, uzunluğu 3, yüksekliği 2 metre kadar olan, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen bir tür memeli (Camellus dromedarius)
HEDEF
Nişan alınacak yer, nişangâh
HEDEMEK
onamak
HEDER
Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma
HEDGİNG
343 koruma
HEKİM
İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip
HELAK
Ölme, öldürme, yok etme, yok olma
HELAL
Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
HELALLİ
Nikâhlı (eş)
HELEBAK
şaşkınlık veya dikkati çekmek için söylenen bir söz
HELEBİR
hele
HELECAN
Kalp çarpıntısı, çırpıntı
HELEZON
Kıvrımlı, yılankavi biçim
HELME
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
HELMELİ
Helme durumunda olan (yemek)
HELVA
Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı
HELVACI
Helva yapan veya satan kimse
HELİKON
Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı
HELİSEL
Sarmal
HEM
Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için `özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki` anlamlarında kullanılan bir söz
HEMATİT
Kan taşı
HEMAYAR
Denk, eşit
HEMCİNS
Aynı cinsten olan
HEMDE
anlamı güçlendirmek, bir veya daha çok ögeye bir başkasının da eklendiğini belirtmek için kullanılan bir söz
HEMEN
Çabucak
HEMOFİL
Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse)
HEMPA
Omuzdaş
HEMŞİRE
Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı, şvester
HENDESE
Geometri
HENDESİ
Geometrik
HENGAME
Patırtı, gürültü, kavga
HENTBOL
El topu
HENÜZ
Az önce, daha şimdi, yeni
HEP
Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
HEPATİT
Sarılık
HEPSİ
Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi
HER
Önüne geldiği ismin benzerlerini `teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı` anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz