KREM
Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde
KREOZOT
Çeşitli katranların damıtılmasından elde edilen ve hekimlikte kullanılan, keskin kokulu bir sıvı
KRETASE
Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağ'ın son dönemi
KRUPİYE
Bir kumarhanede veya oyun oynanan bir yerde oyunu yöneten kimse
KUARTET
Dörtlü
KUBBE
Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam, kümbet
KUDAS
Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören, liturya
KUKA
Dantel veya nakış ipliği yumağı
KULA
Gövdenin sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu
KULUNUZ
alçak gönüllülük göstermiş olmak için ben zamiri yerine kullanılan bir söz
KULÜPÇÜ
Kulüp işleten kimse
KUMBARA
Para biriktirmek için kullanılan, bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak, plastikten yapılmış küçük kap
KUMKUMA
Küçük testi, çömlek
KURA
İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme
KURAMCI
Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan, nazariyeci, teorisyen
KURAN
İslam dininin temel ilkelerini, Hz. Muhammed'e gönderilen Tanrı buyruklarını içeren, Müslümanlığın temel kitabı, Kur'an-ı Kerim, Kelam-ı Kadim, Mushaf, Mushaf-ı Şerif
KURNA
Hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne
KURTÇUK
Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi, sürfe, larva
KURUL
Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble
KURYA
Vatikan'ı yöneten yürütme ve yargılama organlarının bütünü
KUTLAMA
Kutlamak işi, tebrik
KUYTU
Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer)
KUYUDAT
Resmî defterdeki kayıtlar
KUİNTET
Beşli
KUŞKU
Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek
KÖFTE
Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek
KÖFTECİ
Köfte yapıp satan kimse
KÖKEN
Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe
KÖPRÜ
Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı
KÖPÜK
Sabun, deterjan vb.nin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık
KÖRKAYA
Deniz yüzüne çok yakın olan tehlikeli kaya veya sığlık
KÖRTAPA
Borunun kullanılmayan veya kullanılması istenilmeyen deliğine takılan dişli tıkaç
KÖRÜK
Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke
KÖSTERE
Bir tür uzun tahta rendesi, küstere
KÖSÇÜ
Mehter takımında kös çalan kimse
KÖTEK
Baston, sopa
KÖTÜCÜL
Kötülük isteyen (kimse)
KÖY
Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri
KÜKRE
Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)
KÜLLİYE
Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane vb. yapıların bütünü
KÜLTE
Külçe
KÜLÇE
Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım, külte
KÜNYE
Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt
KÜPEŞTE
Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm, korkuluk, parapet
KÜR
İyi bakım ve ilaç tedavisi
KÜRATÖR
Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb.ni yöneten ve etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse
KÜREMEK
Kürekle atıp temizlemek, kürelemek, kürümek
KÜSTERE
Köstere
KİFAYET
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme