KIRITMA
Kırıtmak işi, cilve, işve
KIRLENT
Çiçek veya yaprak işlemeli süs
KISIR
Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan)
KISMAAD
Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma, kısaltmalı kelime, akronim: İLESAM, ASELSAN gibi
KITIK
Minder, yastık vb.ni doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri
KIYAMET
Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
KIYIDAŞ
Aynı denizde kıyısı olan ülke veya şehirlerden her biri, sahildar
KIYILIK
Sayanın kenarlarını sağlamlaştırmak ve güzelleştirmek için dikilen şerit biçimindeki parça
KIZAK
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt
KIĞ
Koyun, keçi veya deve pisliği, kığı
KIŞGÜNÜ
Soğuktan kaynaklanan elverişsiz zaman dilimi
KK
Türk alfabesinin on dördüncü sırasında yer alan ve Ke adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince ünlülerle ön damak, kalın ünlülerle art damak, patlayıcı ünsüzlerinin sertini gösterir
KLAVSEN
Klavyeli ve telli bir çalgı, çembalo, çimbali
KLİMA
Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç, iklimleme cihazı
KOALA
Avustralya'da yaşayan, okaliptus yapraklarıyla beslenen, yaklaşık 80 santimetre boyunda, otçul, kuyruksuz, keseli, tüyleri soluk boz veya sarımsı renkte olan bir tür memeli (Phascolarctos cinereus)
KOBRA
Kobragillerden, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir tür yılan, gözlüklü yılan, Hint kobrası (Naja)
KOCABAŞ
İspinozgillerden, 18 santimetre uzunluğunda, sırtı kahverengi, karnı pembe bir tür kuş, flurcun (Cocothraustes coccothraustes)
KODAMAN
İleri gelen, para veya makam sahibi kimse
KOF
Kuruyarak veya çürüyerek içi boşalmış olan
KOFUL
Bitki hücreleri yaşlandıkça plazmalarında oluşan ve içi hücre suyu ile dolu olan boşluk
KOHENİT
Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür
KOKA
İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki (Erytrroxylon coca)
KOKOŞ
Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven kimse
KOLAJEN
Hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, lif ve eklemleri oluşturan protein
KOLAN
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
KOLAY
Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı
KOLEJ
Öğretim programında yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren okul
KOLKOLA
Yan yana ve kollarını birbirine geçirerek
KOLORDU
Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik
KOLPOCU
Dalavereci
KOMAR
Kuzey Anadolu dağlarında yetişen, 3-5 metre boyunda, kışın yapraklarını dökmeyen, iri ve mor çiçekleri olan bir ağaç (Hododendron ponticum)
KOMBİ
Isıtmada kullanılan yakıtı düzenli ve ayarlı biçimde yakan araç
KOMPRES
Yaraların bakımında veya başka bir amaçla kullanılan katlı bez
KOMUT
Askerlere, izcilere, öğrencilere beden eğitimi çalışmalarında veya bir tören sırasında bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için verilen buyruk, emir
KOMİSER
Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur
KONAK
Büyük ve gösterişli ev
KONALGA
Göçebe ve yolcuların yolculuk veya göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer, konak yeri
KONSOME
Et suyu ile kemiklerin birlikte kaynatılmasından ve yağının alınmasından sonraki durumu
KONTUAR
Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm
KONUK
Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman
KONUKÇU
Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar
KONUM
Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon
KONVEKS
Dışbükey
KONÇSUZ
Koncu olmayan veya koncu kısa olan
KONİK
Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan, mahruti
KOPYA
Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı
KOPÇA
Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç, agraf
KOR
İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası
KORDONE
Sim, gümüş veya ipek ipliklerin bükülmesiyle hazırlanan ve el işlemelerinde kullanılan ince kordon
KORKU
Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü