OBA
Göçebelerin konak yeri
OBERJ
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
OBSESİF
Takıntılı
OCAKLIK
Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen mülk
OCAKSIZ
Ocağı olmayan
OCUMA
Ocumak işi
ODABAŞI
Hanlarda çalışan uşakların başı
ODACI
Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli, hizmetli, hademe, müstahdem
ODAK
Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus
ODAKİKA
O anda, hemen
ODEON
Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer
OFANS
Atak (II)
OFLAMA
Oflamak işi
OFLAMAK
`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek
OFRİS
Salepgillerden, çiçekleri sinek, örümcek gibi birtakım böcekleri andıran, yumrulu, otsu bir bitki (Ophrys)
OHA
Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
OHDEMEK
rahata ermek, rahata kavuşmak, rahat bir soluk almak
OHLAMA
Ohlamak işi
OHLAMAK
Oh sesini çıkarmak, oh demek
OJE
Türlü renklerde tırnak cilası
OKAPİ
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan (Okapia johnstoni)
OKATMAK
oku fırlatmak
OKLAMAK
Ok gibi fırlamak
OKLANMA
Oklanmak işi
OKLUK
İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı, sadak
OKRAMA
Okramak işi
OKRAMAK
Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek
OKSALİK
Kuzukulağı vb. bitkilerde rastlanan, özellikle temizleme maddesi olarak kullanılan asit, kuzukulağı asidi, oksalik asit (HOCO-COOH)
OKSİLİT
Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit
OKTAV
Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık
OKUMA
Okumak işi, kıraat
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek
OKUME
Afrika'da yetişen, kerestesi parlak, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç (Aucoumea)
OKUNMAK
Okuma işine konu olmak
OKUTMAK
Okumasını, öğrenim görmesini sağlamak
OKUTMAN
Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı, lektör
OKUYUCU
Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari
OKŞAMAK
Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak
OKŞANMA
Okşanmak işi
OKŞATMA
Okşatmak işi
OLAKİ
olabilir ki, belki
OLDURMA
Oldurmak işi veya durumu
OLMAK
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
OLUNMAK
Olma işine konu olmak
OLUŞMAK
Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek
OM
Kemiklerin toparlak ucu
OMBRA
Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya
OMLET
Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek
OMUZDAŞ
Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa
ONAMA
Onamak işi, uygun bulma, tasvip