OBRUK
Çok yemek yiyen, çok iştahlı
ODUNCUL
Odunla beslenen böcek
ODUNÖZÜ
Bitkiye destek olan, besi suyunu taşıyan, odunda bulunan katı maddelerden her biri
OFLAMAK
`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek
OFRİS
Salepgillerden, çiçekleri sinek, örümcek gibi birtakım böcekleri andıran, yumrulu, otsu bir bitki (Ophrys)
OHDEMEK
rahata ermek, rahata kavuşmak, rahat bir soluk almak
OHLAMAK
Oh sesini çıkarmak, oh demek
OKRAMAK
Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek
OKSİJEN
Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O)
OKTAV
Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek
OKUTMAN
Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı, lektör
OKUYUCU
Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari
OKŞAMAK
Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak
OLGUN
Yenecek duruma gelmiş (meyve)
OLMADIK
Daha önce olmamış, alışılmamış, beklenmeyen, olağan karşıtı
OLMAK
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
OLMAZ
İmkânsız, gerçekleşemez, gayrimümkün
OLUMSUZ
Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan, menfi, negatif
OLURA
geniş zaman kipinden sonra gelerek belirsizlik, olasılık anlamı katan bir söz
OLURU
Pazarlıkta olabilecek en düşük fiyat
OLUŞMAK
Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek
OLÇUM
Hekimlik taslayan kimse
OMLET
Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek
OMUZDAŞ
Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa
ONA
O zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi
ONARMAK
Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek
ONAŞMAK
Karşılıklı rıza göstermek, razı olmak
ONGUN
Çok verimli, bol, eksiksiz
ONLARCA
Pek çok, çok sayıda olan
ONMAK
Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak
ONSEKİZ
Ceza alanı
OO
Türk alfabesinin on sekizinci sırasında yer alan ve O adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, yuvarlak ve geniş ünlüyü gösterir
OOSİT
Büyüme evresini tamamlamış fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişi gamet
OPSİYON
Bekletme süresi
ORAK
Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin, ot vb. biçme aracı
ORAKİŞİ
Orakla ekin, ot vb. biçme
ORCİK
Şekerle kaplanmış ceviz içi
ORDUEVİ
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı
ORGANZE
İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş
ORTAY
Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi)
ORTEZ
Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç
OSURMAK
Yellenmek
OT
Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler
OTACI
Çeşitli bitkilerle tedavi uygulayan kişiler için halk arasında hekim veya eczacı anlamında kullanılan bir unvan
OTAMAK
Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek
OTLAMAK
Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak
OTURMAK
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
OVMAK
Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek
OY
Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey