OCAKLIK
Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen mülk
ODA
Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz
ODAK
Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus
OFLAMAK
`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek
OFSET
Kalıp izlerini önce kauçuğa, kauçuktan da kâğıda geçirmeye yarayan çift kopyalı baskı yöntemi
OKAPİ
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan (Okapia johnstoni)
OKEY
Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlarla oynanan ve konkene benzeyen bir oyun türü
OKKALIK
Herhangi bir okka ağırlığında veya oylumunda olan
OKRAMAK
Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek
OKSİT
Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek
OKÇULUK
Ok yapma veya satma işi
OKŞAMAK
Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak
OLDURMA
Oldurmak işi veya durumu
OLEY
Yaşa
OLGUN
Yenecek duruma gelmiş (meyve)
OLMADIK
Daha önce olmamış, alışılmamış, beklenmeyen, olağan karşıtı
OLMAK
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
OLUMSUZ
Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan, menfi, negatif
OLUŞMAK
Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek
OMLET
Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek
ONARMAK
Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek
ONBEŞLİ
Rumi takvime göre, 1899 veya 1900 yılında doğanlar arasından Birinci Dünya Savaşı'na çağrılan (kimse)
ONMADIK
Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan
ONS
Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa'da 30,59 gr, İngiltere'de 28,349 gr ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi
ONURSAL
Saygı için verilen veya övünç için kabul edilen, fahri (başkanlık, üyelik, profesörlük vb. unvan)
ONURSUZ
Onuru olmayan veya onura aykırı davranışlarda bulunan, şerefsiz, haysiyetsiz
OPERA
Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri
ORDUEVİ
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı
ORDİNAT
Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri
ORFOZ
Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir tür balık (Epinepheles gigas)
ORGANZE
İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş
ORTAM
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü
ORTAÇAĞ
Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden (476) 1453'e veya 1492'ye kadar süren çağ
ORTEZ
Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç
OTACI
Çeşitli bitkilerle tedavi uygulayan kişiler için halk arasında hekim veya eczacı anlamında kullanılan bir unvan
OTAMAK
Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek
OTOGRAF
Bir yazarın veya kişinin kendi elinden çıkan (yazı)
OTOPARK
Taşıtların trafik bakımından uygun olan ve belli bir süre bırakıldıkları açık veya kapalı yer, park yeri, park
OTORİTE
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
OTOSKOP
Dış kulak yolunu ve kulak zarını muayeneye yarayan alet
OVA
Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düzlük, yazı
OVMAK
Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek
OY
Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey
OYA
Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
OYACI
Oya yapan veya satan kimse
OYALI
Kenarına oya yapılmış veya geçirilmiş
OYDAŞ
Aynı düşüncede, aynı inançta olan, aynı düşünceyi savunanlardan her biri, düşündeş, fikirdeş
OYLAMAK
Oya koymak veya oya sunmak
OYMAK
Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak