OBA
Göçebelerin konak yeri
OBERJ
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
ODACI
Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli, hizmetli, hademe, müstahdem
ODAK
Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus
ODEON
Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer
ODUNLUK
Odun konulan yer
OFLAMAK
`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek
OO
Türk alfabesinin on sekizinci sırasında yer alan ve O adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, yuvarlak ve geniş ünlüyü gösterir
ORA
O yer
ORADA
Sözü edilen yerde
ORALI
O yerden olan
ORASI
O yer, ora
ORAYA
O yere, o yöne
ORDUGAH
Ordunun konakladığı yer
ORDİNAT
Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri
ORTALIK
Bulunulan yer, çevre
OTLAK
Hayvan otlatılan yer, salmalık, yaylak, mera, örü(II)
OTLAMAK
Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak
OTLUK
Otu bol olan yer
OTOKTON
Yerli
OTOPARK
Taşıtların trafik bakımından uygun olan ve belli bir süre bırakıldıkları açık veya kapalı yer, park yeri, park
OTOSTOP
Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi
OTURMAK
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
OTURMUŞ
Yerleşik, yerleşmiş, güçlenmiş, stabil
OYNAK
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli