SOĞAN
Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa)
SPASTİK
Beyin zedelenmesi yüzünden kasları istemsiz olarak kasılan kimse
SPATULA
Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç
SPAZM
Özellikle kalp, mide, bağırsak ve kasların elde olmadan kasılması
SPOR
Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü
SPREY
Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı
SS
Türk alfabesinin yirmi ikinci sırasında yer alan ve Se adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, sızıcı diş eti ünsüzünü gösterir
STADYUM
Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat
START
343 çıkış, başlama
STEARİK
Bitkisel ve özellikle hayvansal stearin durumunda bulunan stearik asit (CH3-(CH2)16-CO2H)
STEARİN
Gliserinin stearik asit esteri
STENO
Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi, stenografi
STENT
Tıkanmakta olan veya açılmış damara bir daha tıkanmaması için konan araç
STERLİN
Yüz peniden oluşan İngiliz para birimi, paunt
STEYŞIN
Eşya konacak yeri aracın içine dâhil edilmiş binek otomobili
STOR
Ağaç, kumaş vb.nden yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde
STİCKER
343 çıkartma
SUARE
Gece gösterimi
SUBASAR
Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek, hidrofor
SUBAY
Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker
SUBYE
Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş vb.nden şerit
SULFATA
Kinin sülfatı ve genel olarak kinin tuzu
SULTANİ
Sultanlara yaraşan veya sultanlarla ilgili
SULUKAR
Yağmurla karışık bir biçimde yağan kar
SUMAK
Antep fıstığıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, kabuğu hekimlikte, yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç (Rhus coriaria)
SUNAK
Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa
SUNGU
Bir büyüğe sunulan armağan
SUOKU
Suokugillerden, bataklık bölgelerde ve su kenarlarında yetişen, kök sapları tazeyken acımtırak olan, kurutulduğunda yenebilen küçük bir bitki (Sagitteria)
SUPAP
Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak, sibop
SUPARKI
Değişik boyutlardaki havuzlar ile bunların çevresine yerleştirilen farklı biçimlerdeki su kaydırağı oyuncaklarından oluşan eğlence yeri
SUR
Kale duvarı
SUSPAYI
Susması, karşı gelmemesi veya bildiği bir sırrı yaymaması için birine verilen para vb. şey, susmalık, hakkısükût, sükût hakkı
SUT
Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı
SUVARIM
Bir suvarmada veya sulamada verilen su miktarı
SUVARMA
Suvarmak işi
SUVAT
Hayvan suvaracak yer
SUYOLCU
İstanbul'un su yollarının ve bunlara ilişkin kuruluşların bakım, onarım ve işletmesiyle uğraşan kimse
SUÇ
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
SUÖLÇER
Su vb. akışkanlara ilişkin derinliği ve ağırlığı, basıncı ölçmeye yarayan alet, hidrometre
SÖKÜN
`Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek` anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
SÖKÜNTÜ
Sökülen şeyin parçası
SÖKÜOTU
Baklagillerden, kumlu topraklarda yetişen bir bitki (Ornithopus)
SÖLOM
Orta derinin iki tabakası arasında bulunan ve oğulcukta genel vücut boşluğunu oluşturan oyuk
SÖMÜRGE
Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke, müstemleke, koloni
SÖNÜMLÜ
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi)
SÖYLEŞİ
Arkadaşça, dostça karşılıklı konuşma, hasbihâl, sohbet
SÖZ
Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil
SÖZCÜ
Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse
SÜCUT
Secdeye varma, secde etme
SÜKUNET
Durgunluk, dinginlik, hareketsizlik, sessizlik