SABAH
Sabah ezanı
SABAHKİ
Sabah olan, sabah yapılan
SABAHÇI
Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse
SABAN
Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı
SABIK
Geçen, önceki, eski
SABIRLA
Sabrederek, sabır göstererek
SABO
Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı
SABUH
Sabah vakti içilen içki
SABUNCU
Sabun yapan veya satan kimse
SABUNLU
İçinde sabun eritilmiş
SABUR
Çok sabırlı
SABİ
Küçük çocuk
SABİT
Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen, durağan
SAHABET
Koruma, kayırma
SAHİP
Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik
SALABET
Katılık, sağlamlık
SALT
İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak
SAMİ
Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın, Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kolu
SANDUKA
Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık
SANTRAL
Doğadaki başka enerji türlerini elektrik enerjisine çeviren fabrika
SAPIK
Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal
SARIKÇI
Sarık için gerekli tülbent, abani vb. kumaşları satan kimse
SATSUMA
Kabuğu kolay soyulabilen, güzel kokulu bir tür mandalina
SAVA
Haber
SAVAŞIM
Herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası, mücadele
SAYA
Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü
SAYMACA
Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, itibari, nominal
SECCADE
Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post veya kumaştan yaygı, namazlık
SEDEF
Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde
SEDYE
Hasta veya yaralı taşımaya yarayan katlanabilir hasta yatağı, teskere
SEDİR
Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası, divan
SEHER
Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı, seher vakti
SELAM
Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba
SELOFAN
Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka
SELÜLİT
Bağ dokusu iltihabı
SEMAVER
Özellikle çay demlemekte kullanılan, içinde kömür yakacak ocağı bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç vb. metallerden yapılmış musluklu kap
SERAP
Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık
SERBEST
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin
SES
Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün
SESSEDA
Haber, iz, alamet, belirti
SIHRİ
Evlilik yoluyla meydana gelen (akrabalık)
SIVIRYA
Alabildiğine
SOKAK
İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol
SOMUT
Varlığı duyularla algılanabilen, müşahhas, konkre, soyut karşıtı
SOYUT
Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre
SOYUTAD
Düşünce yoluyla kabul edilen varlığın adı, soyut isim: Akıl, hayal, ülkü gibi
SOĞURMA
Soğurmak işi, absorbe
SS
Türk alfabesinin yirmi ikinci sırasında yer alan ve Se adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, sızıcı diş eti ünsüzünü gösterir
STADYUM
Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat
STENO
Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi, stenografi