SAAT
Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası
SAFRA
Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık
SAH
Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret
SAKAR
Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma
SAKİN
Hareket etmeyen, kımıldamayan
SALAŞ
Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân
SALDIRI
Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz
SAPAN
İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı
SAPITIŞ
Sapıtma işi
SAPITMA
Sapıtmak işi
SARSMAK
Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek
SASIMAK
Kokuşmak, tefessüh etmek
SASON
Batman iline bağlı ilçelerden biri
SATIŞ
Satma işi
SATMA
Satmak işi
SATRANÇ
İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun
SAVAK
Suyu başka yöne akıtmak için yapılan düzenek
SAĞIR
İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse)
SEDİR
Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası, divan
SEKİTME
Sekitme işi
SERAP
Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık
SETİR
Bir şeyi örtme, gizleme
SEVİMLİ
Hoşa gitme özelliği olan, hoşa giden, cana yakın, şirin, sempatik
SIFIRCI
Notu kıt olan öğretmenlere öğrencilerin taktığı ad
SINAMAK
Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak, denemek, tecrübe etmek
SINATMA
Sınatmak işi
SIRITIŞ
Sırıtma işi
SITMA
Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık, ısıtma, malarya
SITMALI
Sıtmaya tutulmuş (kimse)
SIVATIŞ
Sıvatma işi
SIVATMA
Sıvatmak işi
SKLEROZ
İçindeki katılgan dokunun artmasından dolayı bir organ veya dokunun patolojik sertleşmesi
SOFRACI
Saraylarda sofrayı kurma, kaldırma, yemeği dağıtma vb. işlerle görevlendirilmiş kimse
SOLUTMA
Solutmak işi
SONAR
Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem
SORUTMA
Sorutmak işi
STRATUS
Katman bulut
STİCKER
343 çıkartma
SUETMEK
bir geminin içine herhangi bir yerinden su girmek veya su sızmak
SULATMA
Sulatmak işi
SUSATMA
Susatmak işi
SUYOLCU
İstanbul'un su yollarının ve bunlara ilişkin kuruluşların bakım, onarım ve işletmesiyle uğraşan kimse
SUİKAST
Gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma
SÖKÜN
`Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek` anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
SÜCUT
Secdeye varma, secde etme
SÜLUK
Bir yola girme, bir yol tutma
SÜRTMEK
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
SİNAGOG
Yahudilerin ibadet etmek için toplandıkları yer, havra
SİNSİCE
Gizlice, belli etmeden yapılan
SİPOLİN
Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü