YA
`Ey, hey` anlamlarında bir seslenme sözü
YAALLAH
bir işe başlarken güç kazanmak için söylenen bir söz
YADİGAR
Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi, andaç
YAFTA
Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası
YAK
Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun bir tür öküz, Tibet öküzü, Tibet sığırı (Bos grunniens)
YAKAMOZ
Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı
YAKARIŞ
Yakarma işi, yakarı
YAKARMA
Yakarmak işi
YAKIN
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
YAKIŞIK
Uygunluk, yaraşma
YAKMAÇ
Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç, brülör
YAKİNEN
Kesin olarak, iyice
YAL
Köpek ve sığırlara yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek
YALABIK
Alevin oynayarak parıldaması, parlama, parıltı
YALAK
Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap
YALELLİ
Uzun ve tekrarlardan oluşan şarkı
YALIYAR
Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar, falez
YALIZ
Düz ve parlak (kas)
YALPA
Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması
YAMA
Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma
YAMALIK
Yama için kullanılan parça
YAMAMAK
Yama koyarak onarmak, yamalamak
YAMPİRİ
Eğri büğrü, yan yan ve çarpık giden
YAN
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil
YANAK
Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü
YANARCA
Meşale
YANFLÜT
Baş bölümü hafif konik, gövde ve kuyruk bölümündeki parçalar boru şeklinde olan bir tür üflemeli çalgı
YANGI
Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon
YANKI
Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko
YANSICA
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama, ekopraksi
YAPARLU
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
YAPAY
Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı
YAPINTI
Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey, tasni
YAR
Uçurum
YARA
Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik
YARADAN
Tanrı
YARAK
Silah
YARAMAK
Bir şey yararlı olmak, yarar sağlamak
YARAMAZ
Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan
YARANMA
Yaranmak işi
YARAOTU
Halk arasında yaralara iyi geldiğine inanılan bitki
YARAR
Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj
YARASIN
`afiyet olsun` anlamında kullanılan bir söz
YARATIK
Yaratılmış canlı varlık, mahluk
YARATIM
Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne, yaratı, kreasyon
YARATIŞ
Yaratma işi
YARATMA
Yaratmak işi
YARAŞ
Girişken (kimse)
YARAŞIR
Layık, uygun
YARAŞMA
Yaraşmak işi