YABGU
Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı
YAKAMOZ
Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı
YAKIOTU
Küpe çiçeğigillerden, kırmızı veya pembe çiçekli, sulak yerlerde yetişen, küçük bir süs bitkisi (Epilobium)
YAKMAÇ
Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç, brülör
YAL
Köpek ve sığırlara yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek
YALAMAK
Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek
YALELLİ
Uzun ve tekrarlardan oluşan şarkı
YALINAD
Birleşik olmayan ve yapım eki almamış ad, yalın isim: Ev, kol, el, baş, diş gibi
YALITIM
Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama, yalıtma, tecrit, izolasyon
YALIYAR
Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar, falez
YALPILI
Bir yanı öbüründen yüksek veya kalın
YANFLÜT
Baş bölümü hafif konik, gövde ve kuyruk bölümündeki parçalar boru şeklinde olan bir tür üflemeli çalgı
YANKI
Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko
YANSICA
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama, ekopraksi
YAPAY
Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı
YAPIMCI
Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş
YAPINTI
Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey, tasni
YAPIT
Bir emek sonucunda ortaya konulan ürün, eser
YAPMAK
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
YARATIM
Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne, yaratı, kreasyon
YARIN
Bugünden sonra gelecek ilk gün
YASABIR
katlanılması güç durumlarda sabır gerektiğini anlatan bir söz
YASAMAK
Düzen vermek
YASEMİN
Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık, Mısır yasemini (Jasminum)
YATAK
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek
YATAKÇI
Sancak beyleri ve beylerbeyi tarafından geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse
YATIM
Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi
YAYAN
Yürüyerek giden
YAYGARA
Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma
YAYINMA
Işığın, pürüzleri bulunan bir yüzeyin her noktasında yansıyarak pek çok doğrultuda yayılması olayı, yayınım
YAĞILTI
Derideki yağ ve ter bezleri tarafından salgılanan, lifleri bir kılıf gibi sararak dış tesirlerden koruyan madde
YAĞIR
Sırt, arka, iki kürek arası
YAŞAMAK
Canlılığını, hayatını sürdürmek
YAŞANAK
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu, şeffaf, kapalı araç, kuvöz
YE
Türk alfabesinin yirmi sekizinci harfinin adı, okunuşu
YEDEKLİ
Halk edebiyatında yedeklerle yazılan manzume
YEDEKÇİ
Bir hayvanı yedeğe alan kimse
YEDME
Yedmek işi
YEDİCET
Yedi göbek
YEDİLME
Yedilmek durumu
YEDİRME
Yedirmek işi
YEGAH
Klasik Türk müziğinde re perdesi ve bu perdedeki makam
YEGAN
Birler, tekler
YEK
Bir, tek
YEKE
Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
YEKEYEK
Teke tek
YEKPARE
Bir parçadan oluşan, tek parça, bütün
YEKTA
Tek, eşsiz
YEKUN
Toplam
YEKİNME
Yekinmek işi