EL
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü
ELALMAK
tarikatlarda bir mürit, mürşidinden, başkalarına yol gösterme iznini almak
ELBENDE
`tekrarlanan oyunda başlama sırası veya hakkı bende` anlamında kullanılan bir söz
ELCİK
Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılan kaplama
ELEK
Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç
ELEKLİK
Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü
ELEME
Elemek işi, eliminasyon
ELLİBİR
Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu
ELLİLİK
İçinde elli tane bulunan
ELMAS
Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon
ELYAF
Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli madde
ELÇEK
Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
ELÇİM
Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne
ELÖPMEK
yaşlı veya saygı gösterilmesi gereken kimselerin sağ elinin üstünü önce dudağa, sonra alna götürmek
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, mesai, zahmet
EMEL
Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek
EMLAK
Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul
EMVAL
Mallar, para ile alınan şeyler
EMZİK
Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme
EMİRERİ
Teğmen ve yukarısı üst düzey subayların hizmetinde bulunan er, hizmet eri, emirber
EN
Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı
ENAM
Yaratılmış bütün canlılar
ENAYİ
Fazla bön, avanak, et kafalı, budala
ENAYİCE
Enayiye yakışır bir biçimde, enayicesine
ENAŞAĞI
Hiç olmazsa, hiç değilse
ENGİNAR
Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus)
ENTERNE
`Gözaltına almak` anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
ENTROPİ
İstatistik kurallarına göre yönlendirilen bir haber kaynağının haber içeriklerinin oranı
EPSİLON
Yunan alfabesinin beşinci harfi (e)
ERBAŞ
İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker
ERBİYUM
Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan bir element (simgesi Er)
ERCİK
Çiçek tozu üreten ve on tanesi çeşitli biçimde birleşerek erkek organı meydana getiren çiçek kısmı
ERKENCİ
Erken davranan (kimse)
ERKİN
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest
ERMİŞ
Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli
ERZAK
Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı
ERZURUM
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ERİMEK
Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek
ERİŞMEK
Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
ESAS
Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel
ESASTAN
Aslına dayalı olarak
ESKALOP
İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti
ESKİÇAĞ
Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre
ESNAF
Küçük sermaye ve zanaat sahibi; artizan
ESRARLI
Gizli yönleri bulunan, ne olduğu anlaşılamayan, akıl erdirilemeyen, esrarengiz
ESTET
Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi
ESTETİK
Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat
ETEK
Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik
ETKİN
Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik
ETKİNCİ
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist