MOKA
Çok kokulu bir tür kahve
MUATTAR
Itırlı, güzel kokulu
MUAZZAM
Çok büyük, çok iri, koskoca, koskocaman
MUHİL
Dokunan, bozan, ihlal eden
MUTAF
Keçi kılından hayvan çulu, yem torbası vb. dokuyan kimse
MUZ
Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki (Musa sapientum)
MÜESSİR
Dokunaklı
MÜEZZİN
Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi, ezancı
MÜMAS
Dokunan, temas eden
MÜŞTEHİ
Bir şey için çok istek gösteren, istekli
MİL
Selin sürükleyip getirdiği çok küçük taneli çamurlaşmış kum ve toprak karışımı
MİLDİYU
En çok bağlarda görülen, peronospora cinsinden, emeçlerini bitkilerin yapraklarına salarak yaşayan asalak bir mantarın oluşturduğu hastalık
MİRA
Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata
MİSGİBİ
çok güzel
MİSKOTU
İki çeneklilerden, 50-100 santimetre boyunda, sarımtırak renkli, şeker, uçucu yağ, A ve B vitaminleri içeren güzel kokulu bir bitki (Calamintha officinalis)
MİYOM
Kadınlarda döl yatağı kas dokusundaki ur
NAKIS
Eksik, tam olmayan, bitmemiş, noksan
NANAY
Yok
NANE
Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi (Mentha piperita)
NARİNCE
Tokat ve Amasya yöresinde şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
NASIR
En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşmuş deri
NE
Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu
NEALA
`Ne iyi, diyecek bir şey yok` anlamlarında kullanılan bir söz
NEFHA
Güzel koku
NEGAM
üzülmeye gerek yok
NEGEZER
bulunmaz, yoktur
NEHACET
gereksiz, gerek yok
NESİVAR
`çok iyi, çok güzel` anlamında kullanılan bir söz
NESİÇ
Doku
NEVAZİŞ
İltifat, gönül alma, okşama
NEYSE
`Önemi yok, olan oldu` anlamında kullanılan bir söz
NOKRA
Büveleğin sebep olduğu, genellikle davar ve sığırlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık
NOKTA
Çok küçük boyutlarda işaret, benek
NOKTACI
Noktacılıkla ilgili, noktacılığı uygulayan kimse
NOKTALI
Nokta konmuş olan, üstünde noktalar olan
NUH
`İnat etmek, ayak diremek` anlamındaki Nuh deyip peygamber dememek ve `çok eski, çoktan modası geçmiş, köhnemiş` anlamındaki Nuh Nebi'den kalma deyimlerinde geçen bir söz
NİKOTİN
Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 °C'de kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit (C10H14N2)
NİRENGİ
Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi
OBEZİTE
Çok şişmanlık
OBRUK
Çok yemek yiyen, çok iştahlı
ODAK
Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus
OHOLSUN
kötü duruma düşenlere `çok iyi olmuş` anlamında kullanılan bir söz
OK
Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk
OKAPİ
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan (Okapia johnstoni)
OKAR
Telli balıkçıl
OKATMAK
oku fırlatmak
OKAZYON
Fırsat
OKEY
Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlarla oynanan ve konkene benzeyen bir oyun türü
OKKALIK
Herhangi bir okka ağırlığında veya oylumunda olan
OKLAMAK
Ok gibi fırlamak