EDİNÇ
Edinilen şey veya şeyler, müktesebat
EFE
Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek
EFEKT
Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi
EFRAT
Bireyler, fertler
EFSUS
Yazık, eyvah
EGZOZCU
Egzozu yapan, satan veya onaran kimse
EH
`Olur, peki veya fena değil` anlamlarında kullanılan bir söz
EK
Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça
EKBÜTÇE
Yıllık bütçeye sonradan eklenen bütçe
EKEYLEM
Ek fiil
EKGÖREV
Bir görevlinin asıl işiyle birlikte veya asıl işi dışında yürüttüğü ikinci görev
EKLEM
Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal
EKLEMEK
Bir şeyi ekle tamamlamak, ulamak, ilave etmek
EKLENTİ
Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça
EKLESİL
Üniversitelerde öğrencilerin ders seçme veya bırakma işlemi
EKLEYİŞ
Ekleme işi
EKMEK
Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek
EKMEKSİ
Ekmeği andıran, ekmeğe benzeyen, ekmek gibi, ekmeğimsi
EKMEKÇİ
Ekmek yapan veya satan kimse
EKOL
Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım, okul
EKOLOJİ
Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı
EKOSE
Çeşitli renk ve büyüklükteki karelerden oluşan (desen veya kumaş)
EKOYLUM
Camilerde yarım kubbelerin iki veya üç yanında küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemleri
EKRAN
Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey, görüntülük
EKSPRES
Yalnız belirli duraklarda duran tren, otobüs veya gemi
EKSİKLİ
Kendisine bir şey gerekli olan, muhtaç
EKSİLTİ
Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı, elips
EKUVVET
herhangi bir şeye ağırlık verildiğinde kullanılan bir söz
EKİT
Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası veya yapay gereç
ELBENDE
`tekrarlanan oyunda başlama sırası veya hakkı bende` anlamında kullanılan bir söz
ELBEYLİ
Kilis iline bağlı ilçelerden biri
ELDEBİR
Kesinlikle gerçekleşecek şey
ELDİVEN
Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi
ELEBAŞI
Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse, sergerde
ELEK
Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç
ELEKLİK
Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü
ELEMENT
Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde
ELENMEK
Eleme işine konu olmak veya eleme işi yapılmak
ELETMEK
bir kimseyi el işaretiyle çağırmak
ELFRENİ
Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren
ELK
Kuzey Avrupa'da yaşayan, geniş dallı boynuzları olan, iri bir tür geyik
ELLEYİŞ
Elleme işi
ELMAMSI
Elmayı andıran, elmaya benzeyen, elma gibi
ELÖPMEK
yaşlı veya saygı gösterilmesi gereken kimselerin sağ elinin üstünü önce dudağa, sonra alna götürmek
ELİMİNE
`Elemek` anlamındaki elimine etmek, `elenmek` anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçen bir söz
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila
EMEN
Bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur
EMIR
Araplarda ve bazı Müslüman ülkelerde bir kavim, şehir veya ülkenin başı
EMIRLİK
Beylik
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak