DELİKLİ
Deliği veya delikleri olan
DELİLLİ
Delili olan
DELİLİK
Deli olma durumu, cinnet
DELİOTU
Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki, kuduz otu (Alyssum)
DEMEMEK
koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek
DEMET
Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam
DEMETLİ
Demet biçiminde olan
DEMİR
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
DENETÇİ
Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör
DENEYCİ
Deneycilik yanlısı olan, görgücü, ampirist
DENKLİK
Denk olma durumu, eşitlik, müsavat, akreditasyon
DEPLASE
`Yerini değiştirmek` anlamındaki deplase etmek, `yeri değişmek.` anlamındaki deplase olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
DERSİÇİ
Ders saati ve konusu içinde olan
DERTSİZ
Derdi olmayan
DERİN
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
DERİŞİK
Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı
DESTE
Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam
DEV
Korkunç, çok iri ve olağanüstü güçlü masal yaratığı
DEVALÜE
`Değerini düşürmek` anlamındaki devalüe etmek, `değeri düşürülmek` anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
DEVELİK
Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm
DEVERAN
Dolaşım, dönme
DEVRİYE
Karakol
DEVİMLİ
Devimi olan
DEVİRLİ
Eşit zaman aralıkları ile ardışık olarak tekrarlanan (hareket), devrî
DEĞERLİ
Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar
DEİZM
Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş
DIŞBORÇ
Devletin veya çeşitli kuruluşların dış ülkelerden kredi yoluyla sağladığı borç
DIŞINLI
Bir şeyin, bir düşüncenin aslında ve gerçeğinde olmayıp onun dışında kalan, öze bağlı olmayıp arızi olan, öz dışı, özünlü karşıtı
DIŞKI
Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat
DIŞODUN
Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü
DOGMA
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi
DOGMACI
Dogmacılık yanlısı olan, inakçı
DOKU
Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç
DOKUNCA
Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey
DOKUSUZ
Dokusu olmayan
DOKUZLU
Dokuz parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dokuz tane bulunan
DOLAK
Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
DOLAMAÇ
Dolambaçlı yol
DOLAP
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
DOLAY
Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar
DOLAYLI
Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt
DOLAŞIK
Karışık (saç, ip vb.)
DOLAŞIM
Dolaşma işi
DOLGU
Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde
DOLGULU
İçinde dolgu maddesi olan, doldurulmuş
DOLMA
Dolmak işi
DOLMACI
Dolma yapan veya satan kimse
DOLOMİT
Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü
DOLUKMA
Dolukmak işi