EKSPRES
Yalnız belirli duraklarda duran tren, otobüs veya gemi
EKSİLTİ
Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı, elips
EKUVVET
herhangi bir şeye ağırlık verildiğinde kullanılan bir söz
EKVATOR
Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı
EKİT
Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası veya yapay gereç
EL
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü
ELBENDE
`tekrarlanan oyunda başlama sırası veya hakkı bende` anlamında kullanılan bir söz
ELCİK
Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılan kaplama
ELDESİZ
Toplamı ve çarpımı dokuzdan büyük olmayan
ELDİVEN
Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi
ELEBAŞI
Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse, sergerde
ELEJİ
İçli, acıklı yakarışları, yakınmaları ve melankolik duyguları anlatan şiir
ELEK
Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç
ELEKLİK
Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü
ELEMENT
Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde
ELENMEK
Eleme işine konu olmak veya eleme işi yapılmak
ELFRENİ
Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren
ELLİBİR
Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu
ELLİK
Eldiven
ELVERME
Elvermek durumu
ELÇEK
Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
ELÖPMEK
yaşlı veya saygı gösterilmesi gereken kimselerin sağ elinin üstünü önce dudağa, sonra alna götürmek
ELİMİNE
`Elemek` anlamındaki elimine etmek, `elenmek` anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçen bir söz
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, mesai, zahmet
EMEN
Bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur
EMIR
Araplarda ve bazı Müslüman ülkelerde bir kavim, şehir veya ülkenin başı
EMLAK
Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul
EMLEMEK
İlaç sürmek, ilaç vermek
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak
EMNİYET
Güvenlik
EMPRİME
Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi
EMZİK
Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme
EMİ
`olur mu!` anlamında kullanılan bir tembih veya istek sözü
EMİN
Güvenli
EMİRERİ
Teğmen ve yukarısı üst düzey subayların hizmetinde bulunan er, hizmet eri, emirber
ENDEMİK
Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan)
ENDERUN
Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer
ENGEREK
Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi siyah veya siyaha yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan zehirli bir yılan (Vipera aspis)
ENSTİTÜ
Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu
ENTRİKA
Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise, hile, dek (II)
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım
ENZİM
Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde
ERAT
Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad
ERBAŞ
İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker
ERBİN
Erbiyum oksit (Er2O3) veya erbiyum hidroksit, Er(OH)2
ERCİK
Çiçek tozu üreten ve on tanesi çeşitli biçimde birleşerek erkek organı meydana getiren çiçek kısmı
ERG
CGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir
ERGEN
Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ
ERGEÇ
Erken veya geç, her ne vakit olsa, sonunda, önünde sonunda