ELEK
Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç
ELEKLİK
Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü
ELEKTRO
Elektrokardiyografi
ELEME
Elemek işi, eliminasyon
ELENMEK
Eleme işine konu olmak veya eleme işi yapılmak
ELETMEK
bir kimseyi el işaretiyle çağırmak
ELFRENİ
Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren
ELHAK
Gerçekten, hiç şüphesiz, doğrusu
ELLEMEK
Elle dokunmak
ELLENME
Ellenmek işi
ELLETME
Elletmek işi
ELLEŞME
Elleşmek işi
ELLİBİR
Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu
ELMEK
Elektronik posta
ELVERME
Elvermek durumu
ELZEM
Çok gerekli, vazgeçilmez
ELÇEK
Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
ELÇEKLİ
Elçeği olan
ELÇİM
Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne
ELÖPMEK
yaşlı veya saygı gösterilmesi gereken kimselerin sağ elinin üstünü önce dudağa, sonra alna götürmek
ELİMİNE
`Elemek` anlamındaki elimine etmek, `elenmek` anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçen bir söz
EMAİL
343 elektronik posta
EMCEK
Meme
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, mesai, zahmet
EMEKSİZ
Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz
EMEKTAR
Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse)
EMEL
Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek
EMEN
Bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur
EMLEMEK
İlaç sürmek, ilaç vermek
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak
EMRETME
Emretmek işi
EMZİRME
Emzirmek işi
EMİ
`olur mu!` anlamında kullanılan bir tembih veya istek sözü
EMİK
Emmekten çürüyen yer, emme izi
EMİLME
Emilmek işi
EMİLMEK
Emme işine konu olmak
EMİŞMEK
Karşılıklı olarak emmek
ENDER
Çok az, çok seyrek
ENEK
Enenmiş, burulmuş, erkekliği giderilmiş
ENEME
Enemek işi
ENENMEK
Eneme işi yapılmak, erkekliği giderilmek
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap, ket
ENGEREK
Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi siyah veya siyaha yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan zehirli bir yılan (Vipera aspis)
ENGİN
Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi
ENJEKTE
İç itilmiş
ENLEM
Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri, arz derecesi
ENTEL
Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse)
ENTERNE
`Gözaltına almak` anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
ENTRİKA
Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise, hile, dek (II)
ENZİM
Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde