İCABET
Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme
İFA
Bir işi yapma, yerine getirme
İHLASLI
İhlası yerinde ve sağlam olan (kimse)
İKAME
Yerine koyma, yerine kullanma
İKAMET
Bir yerde oturma, eğleşme
İKLİM
Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu, abuhava
İKSA
Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen, bağın
İLERİ
Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı
İLK
Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı
İLTİMAS
Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma
İMLİK
Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası
İNFAZ
Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm
İNTİKAL
Bir yerden başka bir yere geçme, geçiş
İPLİCİK
Sığırların soluk borularına yerleşen ve ara konakçısız bulaşan, en çok 8 santimetre uzunluğunda akciğer kıl kurdu (Dictyocaulus viviparus)
İRİN
Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat
İS
Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke
İSMEN
Adını belirterek, adını söyleyerek, adını vererek
İSTİNAF
Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme
İTEĞİ
Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü
İZ
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare
İZBE
Basık, loş, nemli, kuytu (yer)
İZBELİK
İzbe yer
İZMİR
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
İÇ
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
İÇETMEK
eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeyerek kendine mal etmek
İÇHAT
İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yeri içindeki bağlantıyı sağlayan haberleşme ağı
İÇISI
Yer yuvarlağının içindeki ısı
İİ
Türk alfabesinin on ikinci sırasında yer alan ve İ adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, düz, dar ünlüyü gösterir
İŞGAL
Bir yeri ele geçirme
İŞLEVCİ
İşlevi yerine getiren kimse veya nesne
ŞANTİYE
Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer
ŞAPHANE
Şap çıkarılan yer, şap ocağı
ŞAPIRTI
Öperken veya yemek yerken çıkan sesin adı
ŞATHİYE
Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser
ŞEHİR
Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent, site
ŞEMSE
Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs
ŞEV
İnişli yer, bayır
ŞEY
Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz
ŞEZLONG
Üzerine uzanılabilecek biçimde ayarlanan, döşeme yerine bez gerilen bir tür taşınabilir koltuk
ŞINAV
Yüzüstü yere uzanılıp eller omuz açıklığında yere dayalı bir biçimde, ayak parmakları üzerinde, bel ve dizler bükülmeden dirseklerin yukarı aşağı doğru indirilip kaldırılmasıyla yapılan bir beden hareketi
ŞU
Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı niteleyen söz
ŞURA
Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer
ŞURACIK
Yakın ve belirli bir yer
ŞİFAHEN
Ağızdan, sözle söyleyerek
ŞİŞ
Şişmiş olan yer, şişlik
ŞİŞELİK
Şişe konulacak yer
ŞŞ
Türk alfabesinin yirmi üçüncü sırasında yer alan ve Şe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sızıcı tonsuz, diş eti-damak ünsüzünü gösterir