ÖKE
Deha sahibi kimse, dâhi
ÖNCEDEN
Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce
ÖNDOĞRU
Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat
ÖRTMECE
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam
ÖTE
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera, beri karşıtı
ÖZELLİK
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa(I), mahsusluk, spesiyalite
ÖZGÜLÜK
Özgü olma durumu, mahsusluk
ÖZLEM
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görme, ona kavuşma isteği, hasret, tahassür
ÖZLÜK
Bir şeyin durumu, mahiyeti
ÖZTAHTA
Tomruğun özünden geçecek biçimde kesilerek alınan tahta
ÖĞRENİM
Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil
ÜNLEM
Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb
ÜRETİCİ
Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici, müstahsil, prodüktör, tüketici karşıtı
ÜRKME
Ürkmek işi, tevahhuş
ÜSTENME
Üstenmek işi, taahhüt
ÜSTÜN
Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan
ÜZGÜN
Üzülmüş, üzüntü duymuş, mahzun, melul, meyus, mükedder
İFFET
Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik
İFLAH
Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme, onma
İFLAS
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik
İKBAL
Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu
İKMAL
Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, bütünleme
İKONA
Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri
İKRAH
Tiksinme, iğrenme
İKSA
Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen, bağın
İLAH
Bir alanda yaratıcılığı ile hayranlık uyandıran, çok beğenilen, çok tutulan kimse
İLAHE
Tanrıça
İLAHI
Ey Allah'ım
İLAHİ
`Bu ne hâl, ne tuhaf` gibi şaşma, sitem bildiren bir söz
İLERİ
Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı
İLKAH
Dölleme
İMRAHOR
Padişah ahırlarına ve onlarla ilgili gereçlere bakmakla görevli kimse
İMROZ
Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir tür koyun
İNCİL
Hz. İsa'ya indirilen kutsal kitap, Ahd-i Cedit
İNDİYUM
Atom numarası 49, atom ağırlığı 114,8 olan, gümüş parlaklığında, kurşundan daha kolay ezilen yumuşak bir element (simgesi In)
İNEKLİK
İnek ahırı
İNFİSAH
Bozulma
İNKILAP
Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform
İNTİBAH
Uyanma, uyanış
İNŞİRAH
İç açılması, gönül açılması, ferahlık
İRİ
Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan, ince karşıtı
İRİN
Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat
İRİNSİZ
İrin toplamamış, cerahatsiz
İRİTE
`Sinirlendirmek, rahatsız etmek` ve tıp alanında `tahriş etmek, kaşındırmak` anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz
İSHAL
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı
İSMET
Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu, sililik
İSMETLİ
Ahlak kurallarına bağlı, ismet sahibi
İSTİNAF
Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme
İSTİZAH
Herhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme
İVESİ
Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, başı kahverengi, kirli sarı veya siyah olan, vücudu beyaz, yapağısı kaba ve karışık olan, süt verimi yüksek bir tür koyun