UÇUCA
Bir şeyin son noktasıyla, ikinci bir şeyin baş noktasını birbirine ekleyerek
UĞRAK
Çok uğranılan yer
VAGON
Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı
VAHİM
Ağır, korkulu, çok tehlikeli, vahametli
VANİLYA
Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki (Vanilla planifolia)
VAR
Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı
VARYANT
Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol
VARYETE
Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
VE
Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu
VEREM
Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz
VERNİYE
Doğrusal veya dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen
VURGU
Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı, aksan
VİZON
Sansargillerden, kürkü çok beğenilen bir tür memeli, mink (Mustela vison)
YADSIMA
Yadsımak işi, yokumsama, inkâr
YAHŞİ
İyi, güzel, çok güzel
YARIÇAP
Çemberin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası, çapın yarısı, nısıf kutur
YASEMİN
Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık, Mısır yasemini (Jasminum)
YAYINMA
Işığın, pürüzleri bulunan bir yüzeyin her noktasında yansıyarak pek çok doğrultuda yayılması olayı, yayınım
YAYKOLU
Ok yaylarının esneyen uçlarının her iki yanı
YAĞDOKU
Vücutta yağ tabakalarını oluşturan doku
YE
Türk alfabesinin yirmi sekizinci harfinin adı, okunuşu
YEDİGEN
Yedi kenarlı çokgen
YELGİBİ
çok hızlı bir biçimde, çabucak, hızla
YEMEKÇİ
Çalışanları, üyeleri, öğrencileri, işçileri çok olan kuruluşlara yemek yapıp satan kimse
YENİRCE
Kemik ve diş dokusunun harap olması durumu
YEPYENİ
Çok yeni, hiç kullanılmamış
YERBERİ
Dünya çevresinde dolanan bir uydunun gerçek veya görünür yörüngesinin Dünya'ya en yakın noktası
YERMUMU
Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir mum türü, ozokerit
YEĞ
Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen, müreccah
YIKAMAÇ
Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti
YOK
Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı
YOKLAMA
Yoklamak işi, kontrol
YOKSA
`Aksi takdirde` anlamında kullanılan bir söz
YOKUM
`söz edilen yerde değilim` anlamında kullanılan bir söz
YOKUŞ
Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı
YOKUŞLU
Yokuşu olan
YOKYERE
Hiçbir gereği ve sebebi olmadan, boşu boşuna
YOKYILI
Bir tarım ürününden az verim alınan yıl
YOKÇU
Nihilist
YULAF
Buğdaygillerden, en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki (Avena sativa)
YUMUŞAK
Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
YÖN
Belli bir noktaya göre olan yer, taraf
YÖRESEL
Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal
YÜZ
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı
YÜZKERE
Pek çok, tekrar tekrar, çok kez, defalarca
YÜZÜNCÜ
Yüz sayısının sıra sıfatı, sırada doksan dokuzuncudan sonra gelen
ZARAR
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat
ZARARLI
Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr
ZARGİBİ
çok ince, saydam
ZAİL
Yok olan, ortadan kalkan