AKLAMAK
Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile
AKLIMDA
Lades oyununa katılanlardan biri ötekine bir şey verirken karşıdakinin `unutmadım` anlamında söylediği söz
AKMADDE
Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
AKPAK
Bembeyaz, temiz, parlak
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân
AKYEL
Güneyden esen rüzgâr, lodos
AKYEM
İzmarit, istavrit, uskumru vb. balıkların beyaz etinden yapılan ve oltada kullanılan yem
AKÇAYEL
Güneydoğudan esen yel, keşişleme
AKİM
Kısır, verimsiz, döl veremeyen
AKİS
Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı
AKŞAM
Güneşin batmasına yakın zamandan gecenin başlamasına kadar olan vakit, akşam vakti, akşamleyin
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar (I), albinos
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma
ALEMDAR
Bayrağı veya sancağı taşıyan kimse
ALENİ
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne
ALETSİZ
Aleti olmayan veya aletle yapılmayan
ALEYH
Bir şeyin veya bir kimsenin karşısında olma, leh karşıtı
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri
ALINLIK
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası
ALIŞKIN
Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış
ALKIŞ
Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol
ALLAH
bir şey karşısında hayranlık veya yakarma bildiren bir söz
ALLEM
`Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak` anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer
ALMAK
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı
ALTINSI
Altını andıran, altına benzeyen, altın gibi, altınımsı
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü
ALTÇENE
İnsan ve hayvanlarda yiyecekleri çiğnemeye yarayan, oynayabilen çene
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ
ALİ
`Çok zorba` anlamında Ali kıran baş kesen, `bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek` anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim
AMUDİ
Dikey
AMİGO
Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika
ANAKENT
Bir ülkenin veya bir bölgenin, çevresindeki yerleşim yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden hâkim olan ve genellikle ülkenin başka ülkelerle olan her türlü ilişkisinin sağlandığı en önemli kenti, metropol, ana şehir