CEVAHİR
Elmas, yakut vb. değerli taşlar, mücevher
CUK
`Tam yerine denk gelmek, uygun gelmek, yakışmak` anlamlarındaki cuk oturmak deyiminde geçen bir söz
CİCİM
birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan söz
CİMRİCE
Cimri gibi, cimriye yakın bir biçimde
CİNAS
Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma
CİVAN
Yakışıklı genç erkek veya güzel genç kadın
CİĞERCİ
Kesilen hayvanların ciğer, baş, ayak, işkembe vb. parçalarını satan kimse, sakatatçı
DAYAK
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek
DAYAKLI
Dayak atılan
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman
DERDEST
Yakalama, tutma, ele geçirme
DESTE
Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam
DEĞİM
Liyakat
DOLAK
Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
DOST
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı
DOĞRUCA
Doğruya yakın
DROSERA
Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia)
DUA
Yakarış
DÜRZİ
Suriye'nin Havran bölgesinde, Lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk
DÜZAYAK
İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan (ev, yol)
DÜÇAR
Uğramış, yakalanmış, tutulmuş
DİKSE
Ağaçsız yerlerde, kuş yakalamak için üstüne ökse yerleştirilen ağaç
DİZDİZE
Dizleri birbirine değecek biçimde birbirine yakın olarak
DİZEL
Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor
EGZOZ
İçten yanmalı motorlarda yanan akaryakıtın gazı
ELEJİ
İçli, acıklı yakarışları, yakınmaları ve melankolik duyguları anlatan şiir
ELÇEK
Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
ENAYİCE
Enayiye yakışır bir biçimde, enayicesine
ENGEREK
Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi siyah veya siyaha yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan zehirli bir yılan (Vipera aspis)
ERKEKÇE
Erkek gibi, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, mertçe
ESMERCE
Esmere yakın, biraz esmer olan
FANUS
Süslü, ayaklı fener
FEDAİCE
Fedai gibi, fedaiye yakışır bir biçimde
FUELOİL
343 yağ yakıt
FUT
Ayak
GALON
Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi
GALOŞ
Sağlık kurumları, müzeler vb. yerlerde özel bölümlere girerken ayakkabıya geçirilen ince ve şeffaf kılıf
GAYAKOL
Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı
GAZOJEN
Sıvı veya katı yakıtı hava, oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç
GAZYAĞI
Ham petrolün 150-250 °C'ler arasında işlenmesiyle elde edilen renksiz veya sarı renkte akaryakıt
GEÇÇE
Biraz geç olarak, geç saatlere yakın
GICIK
Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı
GIK
`Ses çıkarmasına fırsat vermemek` anlamındaki gık dedirtmemek, `ses çıkarmak, karşı çıkmak, yakınmak` anlamındaki gık demek, `sesini çıkarmamak, karşı çıkmamak, yakınmamak` anlamındaki gık dememek (veya gıkı çıkmamak) deyimlerinde geçen bir söz
GROGİ
Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör
GÖLYAKA
Düzce iline bağlı ilçelerden biri
GÜLECEN
Sevimli ve cana yakın tavırları olan (kimse)
GÜZELİM
çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
HASTANE
Hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları tarafından verildiği sağlık kuruluşu
ISRAR
Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma
ISTAKOZ
Istakozlardan, suda yaşayan, birinci ayak çifti güçlü iki kıskaç durumunda gelişmiş bulunan, beyaz eti için avlanan iri bir böcek (Homarus vulgaris)