NAS
Açıklık, açık ve kesin yargı
NAZ
Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış, cilve, eda
NAZAR
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz
NAZLI
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen, işveli, edalı
NEFTE
Keplerde bulunan, askerin hangi askerî sınıfta olduğunu belirtmeye yarayan yuvarlak işaret
NEKES
Cimri
NEY
Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan yapılmış, üflemeli bir çalgı
NEZAKET
Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik, naziklik
NEŞESİZ
Neşesi olmayan, keyifsiz
NORM
Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü
NOTER
Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak ve yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi, kâtibiadil
NUMEN
Nesnenin kendisi, görüngü karşıtı
NÖBET
Sıra, keşik
NÖBETÇİ
Nöbet bekleyen, nöbet sırası kendisinde olan kimse
Nİ
Nikel elementinin simgesi
NİCELİK
Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite
NİHAİ
İşi sona erdiren, işi kesen, son, sonuncu
NİKAH
Bir erkekle bir kadının evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem, evlilik akdi
NİKEL
Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni)
NİKELAJ
Metal bir yüzeyi nikelle kaplama işi
NİKELLİ
Birleşiminde nikel bulunan
NİKELSİ
Nikeli andıran, nikele benzeyen, nikel gibi
NİRENGİ
Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi
NİTELİK
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet
OBERJ
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
OFLAZ
İyi, güzel, mükemmel
OKAPİ
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan (Okapia johnstoni)
OKEY
Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlarla oynanan ve konkene benzeyen bir oyun türü
OKSİLİT
Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit
OKUME
Afrika'da yetişen, kerestesi parlak, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç (Aucoumea)
OM
Kemiklerin toparlak ucu
OMA
Kalça kemiği
OMUR
Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri, fıkra
OMUZDAŞ
Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa
ONABUNA
Herkese
ONGEN
On açısı, on kenarı olan çokgen
ORAK
Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin, ot vb. biçme aracı
ORANSIZ
Kendinde oran bulunmayan, nispetsiz
ORCİK
Şekerle kaplanmış ceviz içi
ORGAN
Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, örgen, uzuv
ORGANEL
Hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapı
ORGANZE
İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş
ORTAYOL
Çözüme açık, herkes tarafından kabul edilebilir olan davranış ve tutum
ORTEZ
Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç
ORİGAMİ
Genellikle kare kâğıt parçalarını kesmeden ve yapıştırıcı kullanmadan sadece katlayıp çeşitli canlı ve cansız figürler oluşturularak yapılan kâğıt katlama sanatı
OTOGRAF
Bir yazarın veya kişinin kendi elinden çıkan (yazı)
OTORİTE
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
OTOSİST
İşitme kesesi
OVERLOK
Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş
OYA
Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel