ERİTEN
İçinde katı bir madde eriyebilen veya katı bir maddeyi eritebilen (sıvı)
ERİTİCİ
Bir başka maddeyi eriten, çözündüren cisim
ERİŞMEK
Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
ESAS
Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel
ESASSIZ
Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız
ESATİRI
Esatirle ilgili, esatire ait
ESENLER
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
ESERMEK
Bakmak, beslemek, yetiştirmek
ESKALOP
İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti
ESKİL
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
ESLEK
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti
ESMEK
Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak
ESMERCE
Esmere yakın, biraz esmer olan
ESNEK
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki
ESNEMEK
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek
ESPAS
Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk
ESRARLI
Gizli yönleri bulunan, ne olduğu anlaşılamayan, akıl erdirilemeyen, esrarengiz
ESRİMEK
Herhangi bir sebeple kendinden geçmek, gaşyolmak
ESTER
Organik asitlerle alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde
ESTİRME
Estirmek işi
ESİRLİK
Esir olma durumu, tutsaklık, kölelik
ETER
Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
ETKİ
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
ETKİMEK
Etkide bulunmak, tesir etmek
ETKİNCİ
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist
ETKİSİZ
Etkisi olmayan, kuvvetsiz, tesirsiz, nötr
ETMEK
Bir işi yapmak
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör
ETNOLOG
Irk bilimci
ETTİRME
Ettirmek işi
ETUNU
Karada yaşayan memeli hayvanların deri, tırnak, boynuz ve kemikleri ile mide, bağırsak muhteviyatı ayrıldıktan sonra geriye kalan et ve diğer yumuşak dokularının veya kansız ve kemiksiz mezbaha artıklarının usulüne göre pişirilip pres edilerek yağları alınıp öğütülmesi ile elde edilen bir ürün
EV
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı
EVAÇMAK
ayrı bir eve yerleşmek, ayrı bir eve geçmek
EVCEK
Bütün ev halkı birlikte
EVCİLER
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
EVDEŞ
Aynı evde oturanlardan her biri
EVERMEK
Evlendirmek
EVHALKI
Bir evde yaşayanların hepsi
EVLAT
Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk
EVLEK
Tarlanın, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri
EVRAT
Müslümanlarca belirli zamanlarda okunması âdet olan dualar ve Kur'an ayetleri
EVRİK
Başka bir önermeye, teoreme veya probleme göre terimleri ters durumda olan (önerme, teorem veya problem)
EVRİLİR
Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan (önerme): `Her insan güler` evrilir bir önerme sayılır çünkü `her gülen insandır` yargısı yanlış olmaz
EVRİM
Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci
EVRİŞİK
Evirme yoluyla elde edilen (önerme): `Her insan güler` önermesinin evrişiği, `her gülen insandır` biçiminde olur
EVİN
Bir şeyin içindeki öz, lüp
EVİRMEK
Döndürmek, çevirmek
EVİRTME
Evirtmek işi
EVİRTİK
Evirtime uğramış
EVİRTİM
Evirtme işi, akis