PRAFA
İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü
PRENS
Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan
PRENSES
Hükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen unvan
PROSTAT
Erkeklerde idrar torbasının altında bulunan, siyeğin başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan, iç salgı da salgılayan bez, kestanecik
PROTEİN
Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde
PROVA
Bir şeyin amacına uygun, istenilen düzeyde olup olmadığını anlamak için yapılan deneme
PUANTER
Güzel ve düzgün vücutlu, kısa kıllı, uzun ince kuyruklu, koku alma duygusu çok gelişmiş, hızlı koşabilen bir tür av köpeği
PUNTO
Matbaacılıkta, bilgisayarda harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad
PUNTOLU
Herhangi bir büyüklükte puntosu olan
PUT
Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş
PÖSTEKİ
Koyun veya keçi postu
PÜF
Bir ateşi söndürmek veya canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses
PİGME
Boy ortalaması 150 santimetrenin altında olan Afrika kökenli bir zenci topluluğun bireyi
PİKET
İki, üç veya dört kişi arasında ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu
PİLİÇ
Tavuğun küçüğü, erginleşmemiş tavuk veya horoz
PİRAZİZ
Giresun iline bağlı ilçelerden biri
PİRSİNG
Vücudun herhangi bir yerine süs amacıyla takılan metal halka, kanca, top vb
PİYANGO
Düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu
PİYES
Oyun
PİYON
Satrançta oyunun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taştan her biri, piyade
PİZOLİT
Kalsiyum karbonat birleşimli, nohut büyüklüğünde, yuvarlağımsı kalsit tanecikleri veya bunların bağlanmasıyla taş durumuna geçen kireç taşı
PİŞEKAR
Orta oyununda Kavuklu ile karşılıklı konuşarak oyunu açan kimse
RADON
Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element (simgesi Rn)
RADYUM
Atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 °C'de eriyen, 1898 yılında Pierre Curie ve eşi tarafından bulunan, soğukta suyu ayrıştıran, ışın etkinliği çok bir element (simgesi Ra)
RAF
Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha
RAFYA
Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye (Raphie)
RAFÖMRÜ
Çeşitli katkı maddeleriyle kalıcılığı sağlanmış bir ürünün bozulmadan korunduğu süre
RAFİT
Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, iğne biçiminde billur madde
RAGBİ
On beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun
RAHLE
Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, bazıları açılıp kapanabilen alçak, küçük masa
RAKAMLI
Rakamı olan, içinde rakam bulunan
RAKET
Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç, vuraç
RAKUN
Kuzey Amerika'da, ağaçlarda yaşayan, kafası tilkiye benzeyen, uzun kuyruğu alaca halkalı, boyu yaklaşık 90, kuyruğu 30 santimetre olan kürklü hayvan (Procyon lotor)
RAKİT
Durgun (su)
RAM
Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan
RAMAZAN
Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay
RAMPA
Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü
RAPOR
Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı, yazanak
RAPORCU
Bir işi, bir konuyu inceleyerek onunla ilgili rapor vermekle görevli kimse
RAPSODİ
İçinde, Homeros'un şiirlerindeki olaylardan birini işleyen şarkı veya parça
RAUNT
Boks vb. spor karşılaşmalarında devrelerden her biri
RAZI
Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden
REBAP
Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz
REFAKAT
Arkadaşlık etme, birlikte bulunma
REHİN
Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey
REMİ
Genellikle dört kişi arasında elli kâğıtlık bir deste ve iki jokerle oynanan bir iskambil oyunu
RESTORE
`Eski ve değerli bir yapıyı onarıp eski durumuna getirmek` anlamındaki restore etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
RESİMLİ
İçinde resimler bulunan, musavver
RET
Uygun bulmama, geri çevirme, kabul etmeme
REVA
Yakışır, yerinde, uygun