ÇE
Türk alfabesinin dördüncü harfinin adı, okunuşu
ÇEKBERİ
Harman yerinde yığınları çekmeye yarayan alet, gelberi
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul
ÇEKİNCE
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz
ÇELİKSİ
Çeliğe benzeyen, çeliği andıran, çelik gibi
ÇERGECİ
Padişah çadırını beklemekle görevli yeniçeri
ÇIKIN
Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı
ÇIKIŞLI
Belli bir okulu veya öğrenim kademesini bitirmiş olan, mezun
ÇOCUKSU
Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen
ÇOKÇU
Çokçuluk öğretisini benimseyen, plüralist
ÇOPUR
Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı
ÇULHA
El tezgâhında bez dokuyan kimse
ÇÇ
Türk alfabesinin dördüncü sırasında yer alan ve Çe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sert, katışık, diş-diş eti ünsüzünü gösterir
ÇÜNKÜ
Şundan dolayı, şu sebeple, zira
ÇİLEK
Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki
ÇİLEKSİ
Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi, çileğimsi
ÇİMENTO
Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz
ÇİNKO
Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya (simgesi Zn)
ÇİNÇAMI
Mabet ağacı
ÇİNİ
Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve genellikle çiçek resimleriyle bezeli, pişmiş, balçık levha, fayans
ÇİSENTİ
Toza benzer biçimde ince ince yağan şey
ÇİZECEK
Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı
ÇİZGİİM
Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket, barkod
ÇİÇEKSİ
Çiçeği andıran, çiçeğe benzeyen, çiçek gibi, çiçeğimsi
ÖF
Usanç, bezginlik, tiksinti vb. duygular anlatan bir söz
ÖHÖ
Bir kimsenin kendi varlığını belli etmek, söylenen bir şey üzerine dikkat çekmek, birine takılmak vb. amaçlarla öksürür gibi yaparak çıkardığı ses
ÖKSEOTU
Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki, burç (II) (Viscum album)
ÖMÜRSÜN
beklenilmeyen iyi davranışlar karşısında kullanılan bir söz
ÖNDER
Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar
ÖNDOĞRU
Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat
ÖNELEME
Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılan eleme
ÖNEZE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin
ÖNLÜK
Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü, iş önlüğü
ÖNSEÇİM
Genel seçimde aday gösterilecek kişileri belirlemek için bir parti üyesi olan belli sayıdaki delegelerin katılmasıyla yapılan seçim
ÖNYARGI
Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir
ÖNÖDEME
Bir alacağın gerçekleşmesinden önce verilen belirli bir miktar, pey akçesi
ÖPMEK
Sevgi, saygı, bağlılık, teşekkür belirtmek amacıyla dudaklarını bir şeye veya birine değdirmek
ÖRENLİK
Ören durumuna gelmiş yer, harabelik
ÖRF
Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek
ÖRNEK
Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model
ÖTE
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera, beri karşıtı
ÖTEBERİ
Önemsiz, ufak tefek şeyler
ÖVÜNMEK
Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek, iftihar etmek
ÖZ
Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
ÖZBEK
Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşayan, Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse
ÖZBEKÇE
Özbek Türkçesi
ÖZELLİK
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa(I), mahsusluk, spesiyalite
ÖZENMEK
Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, o şeyi yapmak için çaba göstermek
ÖZERK
Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom
ÖZSEVER
Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse), narsist