TRİPTİK
Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi
TUTULUM
Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire, ekliptik
TÜRBE
Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı
UTÇULUK
Utçunun yaptığı iş
UÇURMAK
Uçma işini yaptırmak
UĞRAŞ
Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet
UĞRULUK
Uğrunun yaptığı iş, hırsızlık, sirkat
VAAZ
Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma
VASİLİK
Vasi olma durumu, vasinin yaptığı iş, vesayet
VAİZLİK
Vaizin yaptığı iş
YANSICA
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama, ekopraksi
YERİDİR
`layıktır, uygundur, münasiptir` anlamında kullanılan bir söz
YUVA
Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak
ZAPTİYE
Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu
ZECİR
Yaptırmama, yasaklama
ZUHURAT
Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular
ZUM
Optik kaydırma
ÇİNGENE
Hindistan'dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk, Çingen, Kıpti, Roman
ÖDAĞACI
Dulaptal otugillerden, tropik bölgelerde yetişen, dinî törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç, öd (II) (Aquilaria agallocha)
ÖDETMEK
Ödeme işini yaptırmak
ÖNEZE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin
ÖPTÜRME
Öptürmek işi
ÜMMET
Hz. Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü
ÜSTATÇA
Üstat gibi, üstadın yaptığına benzer bir biçimde, üstadane
ÜĞRÜM
Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım, nütasyon
ÜŞÜRMEK
Üşme işini yaptırmak, saldırtmak
İBİŞ
Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komedyen
İLKEL
İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif
İLKOKUL
Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen dört yıllık okul, ilk mektep, iptidai, iptidai mektep
İLKİN
Başta, başlangıçta, önce, iptida
İMREN
Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta
İMRENME
İmrenmek işi, imrenti, gıpta
İNKAR
Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, yadsıma
İPTAL
Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma
İPTORBA
Pazardan alınan yiyeceklerin konduğu file
İPTİDAİ
İlkel
İPTİZAL
Bayağılaşma, ayağa düşme
İPÇİLİK
İpçinin yaptığı iş
İYİMSER
Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren, kötümser karşıtı, nikbin, optimist
İĞCİLİK
İğcinin yaptığı iş
İŞOLA
yaptığı iş beğenilmediğinde `sanki iş görmüş gibi` anlamında kullanılan bir söz
İŞÇİLİK
İşçinin yaptığı iş
ŞAFİİ
İslamiyette dört Sünni mezhepten biri
ŞAPTAŞI
Kızıldeniz'den çıkarılan, beyaza çalan renkte, pek çok dalı olan mercan türü
ŞAVALAK
Aptal, alık, sersem, budala
ŞIRAK
Bir nesne başka bir nesneye birdenbire, şiddetle çarptığında çıkan hışırtılı, sert ses
ŞUT
Futbolda bir oyuncunun topu kaleye sokmak için ayağıyla yaptığı sert ve hızlı vuruş
ŞİLEM
Briçte bir ekibin, en çok bir el vererek yaptığı oyun