UZAKARA
Yarışta aradaki mesafeyi uzun tutarak
UZANMAK
Boylu boyunca yatmak
UZO
Yunan rakısı
UZUNDİŞ
Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan ve bir ek bileziğiyle bir ters somunu alacak uzunlukta açılmış vida
UZUNFAR
Uzun mesafeyi aydınlatma gücüne sahip otomobil farı
UZUNLUK
Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı
UÇ
Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası
UÇKUN
Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım
UÇKUR
Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ
UĞRULUK
Uğrunun yaptığı iş, hırsızlık, sirkat
UĞRUN
Gizlice
UĞRUNDA
Önünde
UĞUNMAK
Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak
UĞUR
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı
UĞURSUZ
Kendinde uğursuzluk bulunan, yomsuz, kadersiz, meymenetsiz, menhus, musibet, meşum, şom
UŞKUN
Karabuğdaygillerden, yaprakları yürek biçiminde, kökü dıştan sincabi ve içten sarı renkte olan bir tür ravent (Rheum rhaponticum)
VARYETE
Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
VARİL
Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
VAT
Saniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi
VE
Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu
VEBA
Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık, taun
VEDİA
Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan eşya, inam, emanet
VEHİM
Kuruntu
VELENSE
Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye
VERDİ
Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı
VERİM
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman
VESVESE
Kuruntu
VEZİR
Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse
VOLFRAM
Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3 olan, sert, 3482 °C'de eriyebilen bir element, tungsten (simgesi W)
VOLİAĞI
Kayıkla denize salındıktan sonra her iki kolunun halatlarıyla karaya çekilen balık ağı
VOYVODA
Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri unvan
VURUNMA
Vurunmak işi
VURUNTU
Ateşleme bozukluğu veya yanmanın sıra dışı olması sebebiyle bir motorun içinden gelen gürültü
VÜCUTÇA
Vücut bakımından, vücudun durumuna göre
VİRÜS
Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit
VİTAMİN
Besinlerde bulunan, vücutta genellikle yapılmayan, yağda veya suda çözünebilme özelliği olan, eksikliği veya fazlalığı çeşitli hastalıklara yol açan maddelere verilen genel ad
VİZÖR
Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç
YABANCI
Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi
YABGU
Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı
YAK
Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun bir tür öküz, Tibet öküzü, Tibet sığırı (Bos grunniens)
YAKACAK
Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde, mahrukat
YAKALIK
Yaka yapılmaya uygun olan şey
YAKIŞIK
Uygunluk, yaraşma
YAL
Köpek ve sığırlara yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek
YALELLİ
Uzun ve tekrarlardan oluşan şarkı
YAMA
Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma
YANAK
Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü
YANGI
Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon
YAPARLU
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
YAPAY
Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı