ERİNÇLİ
Erinci olan, huzurlu, rahat
ERİŞKİN
Beden gelişimi tamamlanmış olan, kâhil
ERİŞMEK
Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
ES
Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı
ESANS
Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı
ESAS
Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel
ESASSIZ
Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız
ESASTAN
Aslına dayalı olarak
ESEME
Mantık
ESENLER
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
ESERSİZ
Eseri olmayan
ESKALOP
İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti
ESKİDEN
Geçmiş zamanlarda, geçmiş çağlarda, geçmişte, mukaddema
ESKİLİK
Eski olma durumu, antikite
ESKİMSİ
Eskiyi andıran, eskiye benzeyen, eski gibi
ESKİZ
Mimari eserler ve resim için çizimlerle yapılan ön çalışma, taslak
ESKİÇAĞ
Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre
ESLEK
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti
ESMER
Siyaha çalan buğday rengi
ESMERCE
Esmere yakın, biraz esmer olan
ESMERUN
Esmer buğdaydan elde edilen un
ESNAF
Küçük sermaye ve zanaat sahibi; artizan
ESNEK
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki
ESNEMEK
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek
ESPAS
Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk
ESPASLI
Espası olan
ESPRİLİ
Esprisi olan
ESRARCI
Esrar yapan, satan veya esrar çeken kimse
ESRARLI
Gizli yönleri bulunan, ne olduğu anlaşılamayan, akıl erdirilemeyen, esrarengiz
ESRİMEK
Herhangi bir sebeple kendinden geçmek, gaşyolmak
ESTER
Organik asitlerle alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde
ESTET
Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi
ESTETİK
Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat
ET
İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka
ETENELİ
Etenesi olan
ETER
Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
ETKİN
Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik
ETKİNCİ
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist
ETKİSİZ
Etkisi olmayan, kuvvetsiz, tesirsiz, nötr
ETLİK
Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılan semiz hayvan
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör
ETOL
Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış omuz atkısı
ETOLOJİ
Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde ve deney düzeneğine sokmadan karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı
ETRAF
Yanlar, taraflar
ETSİZ
Eti olmayan
ETUNU
Karada yaşayan memeli hayvanların deri, tırnak, boynuz ve kemikleri ile mide, bağırsak muhteviyatı ayrıldıktan sonra geriye kalan et ve diğer yumuşak dokularının veya kansız ve kemiksiz mezbaha artıklarının usulüne göre pişirilip pres edilerek yağları alınıp öğütülmesi ile elde edilen bir ürün
ETYARAN
Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan
EVCİL
Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı
EVDEŞ
Aynı evde oturanlardan her biri
EVHALKI
Bir evde yaşayanların hepsi