KOCAELİ
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
KOCAKÖY
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
KODAMAN
İleri gelen, para veya makam sahibi kimse
KOFRA
Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu
KOHENİT
Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür
KOK
Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt, kok kömürü
KOKA
İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki (Erytrroxylon coca)
KOKARCA
Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince, uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius)
KOKETRİ
Beğenilme merakı
KOKOŞ
Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven kimse
KOKU
Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu
KOLAJEN
Hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, lif ve eklemleri oluşturan protein
KOLAN
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
KOLAY
Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı
KOLAÇAN
Herhangi bir amaçla çevreyi dolaşıp pek belli etmeksizin gözden geçirme
KOLEJ
Öğretim programında yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren okul
KOLORDU
Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik
KOLSU
Kolu andıran, kola benzeyen, kol gibi
KOLZA
Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki (Brassica napus)
KOLİBRİ
Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş
KOMANDO
Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik
KOMAR
Kuzey Anadolu dağlarında yetişen, 3-5 metre boyunda, kışın yapraklarını dökmeyen, iri ve mor çiçekleri olan bir ağaç (Hododendron ponticum)
KOMBİ
Isıtmada kullanılan yakıtı düzenli ve ayarlı biçimde yakan araç
KOMBİLİ
Kombi tesisatı döşenmiş
KOMODOR
Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı
KOMPOZE
`Ögelerini birleştirmek, bütünleştirmek, yeniden oluşturmak` anlamlarındaki kompoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
KOMUT
Askerlere, izcilere, öğrencilere beden eğitimi çalışmalarında veya bir tören sırasında bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için verilen buyruk, emir
KOMÜN
Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk
KOMİSER
Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur
KONDÜİT
Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse
KONFETİ
Düğün, balo vb. eğlencelerde, spor karşılaşmalarında serpilen, küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kâğıt parçaları
KONTROL
Denetleme
KONUK
Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman
KONUKÇU
Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar
KONUM
Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon
KONUR
Esmer, açık kestane renginde olan
KONUT
İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh
KONYALI
Konya ilinden olan kimse
KONÇİNA
İkiliden altılıya kadar olan oyun kâğıtları
KOPARAN
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket
KOPYACI
Yazılı sınavlarda kopya çeken öğrenci
KOPÇA
Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç, agraf
KORAKOR
Sporda beden gücünü kullanarak
KORKULU
Korku veren, korkutan
KORKUNÇ
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren, müthiş
KORNA
Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru, klakson
KORO
Tek veya çok sesli olarak yazılmış bir müzik eserini seslendirmek için bir araya gelen topluluk
KORONER
Kalbi taç şeklinde kuşatıp besleyen (damarlar)
KORUK
Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm
KORUMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek