OO
Türk alfabesinin on sekizinci sırasında yer alan ve O adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, yuvarlak ve geniş ünlüyü gösterir
OOSİT
Büyüme evresini tamamlamış fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişi gamet
OPAK
Donuk, mat (renk)
OPERA
Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri
ORAK
Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin, ot vb. biçme aracı
ORAKAYI
Temmuz
ORAKİŞİ
Orakla ekin, ot vb. biçme
ORDUGAH
Ordunun konakladığı yer
ORDİNAT
Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri
ORFOZ
Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir tür balık (Epinepheles gigas)
ORGAN
Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, örgen, uzuv
ORMANCI
Ormanı korumakla görevli kimse, orman koruma memuru
ORNATMA
Ornatmak işi, ikame etme
ORTAK
Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner
ORTAKAT
İki kat arasında kalan kat
ORTAKÇA
Ortak olarak, ortaklaşa
ORTAKÖY
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
ORTANCA
Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan
ORİGAMİ
Genellikle kare kâğıt parçalarını kesmeden ve yapıştırıcı kullanmadan sadece katlayıp çeşitli canlı ve cansız figürler oluşturularak yapılan kâğıt katlama sanatı
OSURMAK
Yellenmek
OSURTMA
Osurtmak işi
OT
Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler
OTALAMA
Otalamak işi
OTAMA
Otamak işi, tedavi
OTAMAK
Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek
OTARMAK
Otlatmak
OTLAK
Hayvan otlatılan yer, salmalık, yaylak, mera, örü(II)
OTLAKÇI
Asalak
OTLAMAK
Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak
OTLANMA
Otlanmak işi
OTLATMA
Otlatmak işi
OTOPARK
Taşıtların trafik bakımından uygun olan ve belli bir süre bırakıldıkları açık veya kapalı yer, park yeri, park
OTORİTE
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
OTOSKOP
Dış kulak yolunu ve kulak zarını muayeneye yarayan alet
OTOSTOP
Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi
OTURMAK
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
OTURTMA
Oturtmak işi
OVA
Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmediği, geniş veya dar düzlük, yazı
OVALAMA
Ovalamak işi
OVDURMA
Ovdurmak işi
OVERLOK
Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş
OVMAK
Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek
OVMAÇ
Hamuru ovalayarak yapılan kırıntılarla pişirilmiş çorba
OVULMAK
Ovma işine konu olmak
OVUNMAK
Ovma işi yapılmak
OYA
Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
OYALAMA
Oyalamak işi
OYDURMA
Oydurmak işi
OYHAKKI
Kişilere tanınan oy verme yetkisi
OYLAMAK
Oya koymak veya oya sunmak