NURDAĞI
Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri
NUROL
beğenildiği belirtilmek istendiğinde kullanılan bir söz
NUSAYRİ
Hatay ili ve çevresinde yaşayan bir topluluk
NÖBETÇİ
Nöbet bekleyen, nöbet sırası kendisinde olan kimse
NÖROLOG
Sinir hastalıkları uzmanı
NÖRON
Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi
NÖTRLÜK
Nötr bir cismin veya ortamın durumu, niteliği
NÜFUZ
İçine geçme
NÜFUZLU
Sözü geçer, istediğini yaptıran, erkli
NÜKLEON
Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı
NÜSHA
Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri
Nİ
Nikel elementinin simgesi
NİCELİK
Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite
NİKEL
Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni)
NİKELLİ
Birleşiminde nikel bulunan
NİKRİZ
Klasik Türk müziğinde, dizisi bir sekizli içinde gösterilebilen basit görünüşlü bir birleşik makam
NİNELİK
Nine olma durumu, büyükannelik
NİNNİ
Bebeklerin uyumasına yardımcı olmak için söylenen türkü
NİPEL
İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça
NİRENGİ
Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi
NİSPİ
Birbirine göre (olan), önceki duruma göre
NİTE
Nasıl, niçin
NİTELİK
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet
NİYE
Niçin, neden
NİYETÇİ
Alıştırılmış güvercin, saka kuşu, tavşan vb. hayvanlara para karşılığında niyet çektiren kimse
NİZİP
Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri
NİĞDE
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
NİĞDELİ
Niğde ilinden olan kimse
NİŞ
Duvar içinde bırakılan oyuk
NİŞANLI
Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı
NİŞASTA
Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde
OBA
Göçebelerin konak yeri
OBERJ
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
OCAKLIK
Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen mülk
ODA
Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz
ODACI
Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli, hizmetli, hademe, müstahdem
ODEON
Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer
OF
Sıkıntı, bezginlik, usanç, acı, yorgunluk vb. duyguları belirten bir söz
OFLAMAK
`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek
OFRİS
Salepgillerden, çiçekleri sinek, örümcek gibi birtakım böcekleri andıran, yumrulu, otsu bir bitki (Ophrys)
OFSET
Kalıp izlerini önce kauçuğa, kauçuktan da kâğıda geçirmeye yarayan çift kopyalı baskı yöntemi
OH
Sevinç, beğenme, hayranlık, rahatlama vb. duyguları belirten bir söz
OHA
Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
OHLAMAK
Oh sesini çıkarmak, oh demek
OJELİ
İçinde oje bulunan
OK
Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk
OKAPİ
Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan (Okapia johnstoni)
OKLUK
İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı, sadak
OKSİLİT
Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit
OKSİT
Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde