ÇATAK
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
ÇATIŞKI
Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği, antinomi
ÇATKAPI
Beklenmedik bir zamanda kapıyı çalarak
ÇAÇAÇA
Meksika'dan yayılmış, hareketli, modern bir dans
ÇAĞRI
Birinin bir yere gelmesini isteme, davet
ÇEKBERİ
Harman yerinde yığınları çekmeye yarayan alet, gelberi
ÇEKECEK
Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet
ÇEKEMEZ
Kıskanç kimse
ÇEKME
Çekmek işi
ÇEKMECE
Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
ÇEKMELİ
Çekmesi olan
ÇEKTİRİ
Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi, çektirme
ÇEKVALF
Depodaki suyun geri kaçmasını önlemek için kullanılan araç, çek vana
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul
ÇEKİLİŞ
Çekilme işi
ÇEKİNCE
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz
ÇEKİNİŞ
Çekinme işi
ÇEKİÇ
Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti
ÇEKİŞ
Çekme işi
ÇEKİŞLİ
Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç)
ÇELGİ
Alna bağlanan yazma, yemeni
ÇELMECE
Aklı karıştıracak biçimde
ÇELİŞME
Çelişmek durumu, tenakuz
ÇEMEN
Maydanozgillerden, kimyon türü bir bitki (Cuminum cyminum)
ÇEMENLİ
Çemeni olan veya çemen sürülmüş olan
ÇEMREME
Çemremek işi
ÇENGİ
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
ÇENTMEK
Bir şeyin kenarında kertik açmak
ÇEREZ
Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler
ÇERGECİ
Padişah çadırını beklemekle görevli yeniçeri
ÇERÇEVE
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
ÇETİN
Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, güç (II), zor, müşkül
ÇEVİRİM
Çevirme işi
ÇEVİRİŞ
Çevirme işi
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar
ÇEŞNİCİ
Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse
ÇIKACAK
Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma
ÇIKAR
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
ÇIKARCI
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar
ÇIKIŞLI
Belli bir okulu veya öğrenim kademesini bitirmiş olan, mezun
ÇINAYAZ
Açık, mehtaplı, çok soğuk hava
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek
ÇIĞ
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi
ÇIĞA
Yumurtasından havyar yapılan bir tür mersin balığı (Acipenser ruthenus)
ÇUHADAR
Osmanlı Devleti'nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri
ÇÖKELME
Çökelmek işi, teressüp
ÇÖKELTİ
Çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökel, tortu, toput, rüsup
ÇÖMELME
Çömelmek işi
ÇÖMELİŞ
Çömelme işi
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci